İLİŞKİLERİN MANİFESTOSU
Doğa konuşmaz…
ama her şeyi söyler.
Bir rüzgârın yönünde…
bir dalganın kırılışında…
bir kalbin atışında…
Görünmeyen bir ritim vardır.
(duraklama)
Ve insan…
o ritmi unuttuğu gün
kendi içindeki uyumu kaybetti.
O günden sonra…
sessiz olması gereken yerde bağırdı…
akması gereken yerde zorladı…
olması gereken yerde oldurmaya çalıştı.
Ve en çok da…
sevmeyi unuttu.
Çünkü sevgi…
bir çaba değildir.
Bir ispat değildir.
Bir performans… hiç değildir.
Sevgi… bir uyumdur.
Tıpkı evren gibi…
Tıpkı bir kalbin ritmi gibi…
Tıpkı… kusursuz bir senfoni gibi.
Ama insan…
uyumu bırakıp gösteriyi seçti.
Sevginin yerine abartıyı koydu…
Bağın yerine ispatı…
Derinliğin yerine… gürültüyü…
Ve böylece ilişkiler…
iki ruhun buluşması olmaktan çıktı.
İki egonun sahnesine dönüştü.
Bir taraf… vermeye başladı.
Durmaksızın…
ölçmeden…
düşünmeden…
Diğer taraf… almaya başladı.
Alışarak…
bekleyerek…
talep ederek…
Ve hiç kimse sormadı:
“Bu hâl… gerçekten doğal mı?”
Çünkü doğa… tek taraflı akmaz.
Bir nehir sadece vermez…
aldığıyla var olur.
Bir ağaç sadece sunmaz…
topraktan beslenir.
Ama insan…
dengesizliği
“sevgi” diye adlandırdı.
(tempo düşer, ağırlaşır)
Ve sonra…
Uyumsuzluk doğdu.
Uyumsuzluk…
anlaşmazlığa dönüştü.
Anlaşmazlık…
çatışmaya.
Çatışma…
şiddete.
Ve şiddet…
yalnız gelmedi.
Yanında getirdi:
kırgınlıkları…
yenilgileri…
sessiz acıları…
Ve insan…
fark etmeden
kendi yarattığı kaosun içinde kayboldu.
Sonra… bir gün…
Her şey sustu.
Ve o sessizlikte…
gerçek konuştu:
“Bu bir sevgi değildi.
Bu… bir alışkanlıktı.”
İnsan o an anladı…
Karşısındaki…
bir kurtarıcı değildi.
Bir eksik parça değildi.
Sadece…
bir başka insandı.
Bir beden.
Bir zihin.
Bir varoluş.
(gerilim tekrar yükselir)
Ama gerçek…
her zaman huzur getirmez.
Veren yorulmuştu.
Alan doymamıştı.
Ve sevgi sandıkları şey…
çatışmaya dönüşmüştü.
Ve o çatışma…
büyüdü.
Sertleşti.
Keskinleşti.
Ve sonunda…
yıkıcı oldu.
Modern dünya ise fısıldadı:
“Daha fazlasını yap…”
“Daha fazlasını ver…”
“Daha fazlasını ol…”
Ama asla şunu söylemedi:
“Dengede kal.”
Çünkü denge… sessizdir.
Denge… gösterişli değildir.
Ama hakikat… çok daha sade:
Sevgi…
bir şey yapmak değildir.
Sevgi…
bir şey olmak da değildir.
Sevgi…
İki varlığın…
birbirini zorlamadan…
birbirini tüketmeden…
birbirini kırmadan…
birlikte var olabilmesidir.
Ve ancak o zaman…
Gürültü susar.
Ritim geri döner.
Denge yeniden kurulur.
Ve insan…
ilk kez gerçekten sever.
Yorumlar