DEVLET VE EŞKİYA
Evet belki de, hiç düşünme ve karşılaştırma gereği duymadığınız bir şey. Ama her ikisi de önce kendisini koruyacak kurallar koyar, sonra bu kurallara göre de, hakimiyeti altındaki bölgeyi, insanları, ekonomik alışverişleri, vergileri yönetir. Her ne kadar farklı isimler ile olsa da her ikisi de, vergiler koyar, topladığı bu vergiler ile önce kendi ihtiyaçlarını giderir, sonra da, gönüllerinden koptuğu kadarını, hakimiyetleri altındakiler için harcarlar. Yine her ikisi de, halkın kendi parasından bir kısmını halka verdikleri için, parası ile saltanat sürdükleri halktan, saygı, iltifat ve itaat beklerler.
Şimdi gelelim aralarındaki farklara.
Devletler öncelikle vergileri, belirli kurallara göre toplar ve yine belirli kurallara göre harcar, bu kurallara kanun ve anayasa da denir ve belirli kurallara göre de yatırım ve iş yapar, yine belirli kural ve oranlara göre de hükmettiği halka sosyal yardım için verirler. Bunları uygulayacak olanlar da genellikle seçimler ile belirlenir. Belirli bir süre devleti yönetir, süreleri bitince yeniden seçime gidilir, yönetilenler memnunsa bu yöneticileri yeniden seçer değilse yenilerini seçerek değiştirirler. Ama eşkıyalarda kalıcı kural falan yoktur. Anlık olarak o gün aklına ne geldi ise onu yapar. Kafasına göre herhangi bir orana bağlı olmaksızın, sizin malınıza çökebilir, kafasına ve adamına göre devletlerin vergi adıyla topladıklarını haraç adı ile toplar. İstediğinden kafasına göre istediği kadar haraç alır, istediği adamın haracını bağışlar almaz, istediğinin kazancına, mahsulüne ortak olur hatta el koyar, bu el koyduğu mahsul yada gelir veya toprağı da kendi istediği adamın kontrolüne verir, yine istediği zaman da ondan alıp başkasına devreder.
Dediğimiz gibi devletler belirli kurallara yani anaysa ve kanunlara göre idare edildiği ve bunlara uymak zorunda oldukları için, ister seçilmiş, ister atanmış görevliler, bu kurallara uymadıklarında şikayet edebileceğiniz mahkeme ve kurumlar vardır. Mevki ve makamı ne olursa olsun, hata yapmışlarsa kanunlar ve anayasaya göre yine devletin mahkemelerinde yargılanır suçlu bulunurlar ise de mahkum olur ve cezalarını çekerler. Devletlerde olup biteni halka aktaran bağımsız ve tarafsız basın vardır. Doğruları över yanlışları eleştirirler. Bu tarafsız basının tek taraf olduğu şey halk adalet ve hukuktur.
Peki eşkıyalar ne yapar. Eşkıyalar da kanun eşkıyanın kendisi olduğu için şikayet edecek yeriniz yoktur. Hadi eşkıyayı birilerine şikayet etseniz bile o da eşkıyadan korktuğu için sonuç eşkıyayı memnun edecek şekilde olacaktır. Eşkıya dün yanlış dediğine bu gün doğru diyebilir. Siz cesaretinizi toplayıp dün yanlış diyordun bu gün neden doğru olduğunu söylüyorsun diye sormaya kalkarsanız, sen bana karşımı geliyorsun ihanet mi ediyorsun senin aklın bu işlere ermez diyerek sizi bir anda düşman ilan edebilir. Eşkıyanın doğrulara ihtiyacı olmadığı için, tarafsız basına da ihtiyacı olmaz. Eşkıyanın soytarıları vardır. O soytarılar sürekli eşkıyayı över, sen her şeyin en iyisini bilirsin derler. Hatta bu soytarılar dünyanın en büyük, en güçlü en iyi eşkıyası sensin diye gazda verirler. Bunu yaparken de eşkıyanın soytarısı olmaktan mutlu, gururlu, kibirli ve de tabi ki kazançlıdırlar.
Devletlerde görevi bitenler emekli olabilir, herhangi bir nedenden dolayı istifa edebilir. Ancak eşkıyaların kadrolarındakiler ancak eşkıya izin verirse ayrılabilir. Yapabilecekleri en cesurca şey eşkıyanın affına sığınmaktır.
Dünya üzerinde doğan görünümlü 131 gibi, birçok devlet görünümlü eşkıya topluluğu mevcuttur. Bunları düşünebilen, beyninin çok azını bile kullanabilen insanlar görebilir. Göremeyenler ne mi olur? Kimisi en iyi eşkıya bizim eşkıya diye halay çeker, kimisi eşkıyaları ile dünyaya hükmettiğini zanneder, kimisi de bana dokunmayan eşkıya en büyük eşkıya diye çekilip köşesine her şeyi kabullenir.
Devletler çok uzun zaman ayakta kalabilirken, eşkıyalar ise kendisinden güçlü bir eşkıya gelene kadar vardır. O meşhur sözle köşe yazımızı tamamlayalım.
Eşkıya bu dünyaya hükümdar olmaz!!!! Kalın sağlıcakla.
Yorumlar