Neden Türkşeker kendi piyasasında rakip şirketlere karşı kaybediyor? Neden yüksek miktarlı satışlara özel indirimler uygulanıyor? Bu politika piyasada tekelleşmeyi mi destekliyor? Kamu şirketi olarak Türkşeker'in sorumluluğu nedir? Pazar gücü kimin elinde?
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin (Türkşeker) 21 Ağustos'ta çıktığı 6 ay vadeli indirimli şeker satışının ardından şeker piyasasında dikkat çekici bir fiyat rekabeti yaşandı.
Türkşeker, Burdur, Ereğli, Ilgın, Kastamonu ve Yozgat şeker fabrikalarından yapılacak satışlarda ödemeleri Aralık 2026, Ocak 2027 ve Şubat 2027 olmak üzere üç eşit taksite bağladı. KDV hariç kilogram fiyatını 5 bin tona kadar 43,41 TL, 5 bin ton ve üzerindeki alımlarda ise 42,32 TL olarak belirledi.
Ancak sektör kaynaklarından edinilen bilgilere göre Türkşeker'in satış ilanının hemen ardından İşmen Gıda ve Remzi Çakar da benzer vadelerle piyasaya şeker vermeye başladı.
İki firmanın Türkşeker'in çuval fiyatı 2-3 TL altına kadar indiği ve bu süreçte toplam 60-70 bin ton şeker sattığı kaydediliyor.
Bu iki firmanın Türkşeker'in 6 ay vadeli satışının hemen ardından benzer vadeler ve daha düşük fiyatla rakip olarak karşısına çıkması dikkat çekti.
Türkşeker'in önceki indirimli satışlarında en yüksek fiyat avantajı 50 bin ton ve üzerindeki alımlara uygulanıyordu.
Ancak tek seferde 50 bin ton şeker alabilecek finansal güce sahip firma sayısının sınırlı olması nedeniyle bu sistemden özellikle İşmen Gıda ile Remzi Çakar Gıda'nın yararlanması dikkat çekiyordu.
Söz konusu satış sistemini gündeme taşımasının ardından Türkşeker son kampanyasında 50 bin tonluk baremi kaldırdı ve en yüksek indirimi 5 bin ton ve üzerindeki alımlara uyguladı.
Böylece Türkşeker, daha geniş bir müşteri grubuna doğrudan ve uygun fiyatla şeker satabileceği bir modele yöneldi. Ancak bu değişiklik, yıllardır yüksek tonajlı satışlardan yararlanan iki firmanın karşı hamlesiyle karşılaştı.
Türkşeker, geçmişte önemli miktarda şeker sattığı İşmen Gıda ve Remzi Çakar'ı bu kez benzer vadeler ve daha düşük fiyatlarla kendi karşısında rakip olarak buldu.
Üstelik Türkşeker ile bu iki şirket arasındaki ilişki geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan tartışmalı satışla da gündeme gelmişti.
Tarımdan Haber'in ortaya çıkardığı kıyak şeker satışında, Türkşeker, duyuru ve ilan yapmadan İşmen Gıda ve Remzi Çakar'a satış fiyatının altında 100 bin ton şeker satmış ve bir gün sonra da şeker fiyatlarına zam yaparak bu iki firmaya 600 milyon liralık bir kıyak geçmişti.
Şimdi aynı iki şirketin Türkşeker'in yeni vadeli satışının hemen ardından kamu şirketinden daha düşük fiyatla piyasaya çıkması, geçmişte yapılan bu kıyak satış ile 50 bin ton baremlik şeker satışlarını yeniden sorgulanmasını gündeme getirdi.
Meselenin en çarpıcı tarafı ise Türkşeker'in sıradan bir şeker fabrikası olmaması.
Türkşeker, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı Türkiye Varlık Fonu bünyesinde bulunan bir kamu şirketi.
Buna rağmen kamu şirketinin kendi ürettiği şekeri piyasaya satmaya çalışırken, geçmişte yüksek miktarlarda şeker sattığı iki ticaret şirketinin fiyat rekabetiyle karşı karşıya kalması ciddi bir yönetim sorusunu gündeme getiriyor.
Geçmiş yıllarda etkin bir satış ağı bulunan Türkşeker neden Muhiddin Şahin döneminde kendi güçlü satış ve müşteri ağını kuramadı da bu iki tüccarın finansman gücüne ihtiyaç duyan bir yapıya sürüklendi?
Dahası, Türkşeker bile iki büyük tüccarın stok ve fiyatlama gücü karşısında kendi satışlarını korumakta zorlanıyorsa, finansal imkanları çok daha sınırlı olan kooperatif ve özel şeker fabrikaları bu şirketler karşısında nasıl pazarlık yapacak?
Ortaya çıkan tablo Türkşeker Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Muhiddin Şahin döneminde uygulanan satış politikalarını da tartışmaya açıyor.
Çünkü mesele artık yalnızca iki şirketin ne kadar güçlü olduğu değil, bu şirketlerin Türkşeker'in karşısına daha düşük fiyatla çıkabilecek stok ve piyasa gücüne nasıl ulaştığı.
Muhiddin Şahin döneminden önce etkin bir satış ağı bulunan Türkşeker, bu satış ağının etkinliğini son yıllarda neden kaybetti?
Neden en yüksek indirimin 50 bin ton gibi yalnızca çok güçlü sermayeye sahip şirketlerin ulaşabileceği miktarlara bağlandığı bir sistem uygulandı?
Geçmişte bu şirketlere yapılan yüksek tonajlı satışların piyasada oluşturacağı stok ve fiyatlama gücü neden dikkate alınmadı?
Ve bugün Türkşeker satış sistemini değiştirdiğinde, neden geçmişte yüksek miktarlarda şeker sattığı aynı şirketleri kendi karşısında daha düşük fiyatla rakip olarak buluyor?
Cumhurbaşkanı'nın başkanlık ettiği Türkiye Varlık Fonu bünyesindeki Türkşeker'in geldiği bu nokta, iki özel şirketin ticari başarısından çok Türkşeker'in satış politikasının ve Genel Müdür Muhiddin Şahin'in yönetim performansının sorgulanmasını gerektiriyor.
Sorular açık:
Bu soruların cevapları, Türkşeker'in ve genel olarak kamu şirketlerinin yönetim kalitesi hakkında önemli ipuçları verecektir.
Yorumlar