Bu nedenle mesele sadece örgütün elindeki silahları teslim etmesi değildir. Asıl mesele, gelecekte hiçbir gencin eline yeniden silah alma ihtiyacı hissetmeyeceği bir toplumsal iklim oluşturabilmektir.
SİLAHLARIN GÖLGESİNDE KALAN FIRSAT: TÜRKİYE TARİHİ BİR EŞİKTE
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un son açıklamaları, uzun yıllardır Türkiye'nin gündeminde yer alan terör sorununun çözümüne ilişkin önemli mesajlar içeriyor. Özellikle silah bırakma sürecinde yaşanan gecikmeye dikkat çekmesi, meselenin yalnızca güvenlik boyutuyla değil, siyasi ve toplumsal yönleriyle de değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Görünen o ki devletin siyasi iradesi, sürecin ilerlemesi konusunda oldukça net bir noktada duruyor. Ancak Kurtulmuş'un ifadelerinden anlaşıldığı üzere, beklentiler ile sahadaki gelişmeler arasında halen aşılması gereken mesafeler bulunuyor. Özellikle örgütün silah bırakma sürecini beklenen hızda tamamlamamış olması, çözüm adına ortaya çıkan olumlu atmosferin tam anlamıyla değerlendirilememesine neden oluyor.
Burada asıl dikkat çekici nokta ise Kurtulmuş'un "silah bırakmaktan daha önemli olan zihinlerdeki silahları bırakmaktır" yaklaşımını öne çıkarmasıdır. Çünkü dünyanın birçok ülkesinde görüldüğü gibi, silahlı yapıların ortadan kalkması tek başına kalıcı barış anlamına gelmez. Kalıcı çözüm; adalet duygusunun güçlenmesi, demokratik standartların yükselmesi, vatandaşların kendilerini eşit ve özgür hissetmesiyle mümkündür.
Türkiye'nin önünde tarihi bir fırsat bulunuyor. Bölgesel gelişmeler, değişen uluslararası dengeler ve ülkenin sahip olduğu stratejik konum, geçmişte mümkün görünmeyen bazı adımların bugün daha rahat atılabilmesine imkân sağlıyor. Ancak bu fırsatın değerlendirilebilmesi için yalnızca güvenlik politikaları değil; demokrasi, hukuk devleti, ekonomik kalkınma ve toplumsal bütünleşme alanlarında da güçlü adımların atılması gerekiyor.
Çünkü terör örgütleri çoğu zaman silahla değil, toplumsal kırılganlıklarla beslenir. Eğer bir ülke vatandaşlarına aidiyet duygusu, adalet, fırsat eşitliği ve demokratik katılım sunabiliyorsa, dış müdahaleler ve terör yapılanmaları da zemin bulmakta zorlanır.
Bu nedenle mesele sadece örgütün elindeki silahları teslim etmesi değildir. Asıl mesele, gelecekte hiçbir gencin eline yeniden silah alma ihtiyacı hissetmeyeceği bir toplumsal iklim oluşturabilmektir.
Türkiye'nin gerçek başarısı da ancak o zaman mümkün olacaktır.
Yorumlar