“Baş başa kalsak ne olacağı malum” Meclis’te yumruk, sosyal medyada meydan okuma TBMM dün yine “görüşme” değil “güreşme” sahnesine döndü. Yeni atanan bakanlar Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi’nin yemin töreni öncesinde CHP’nin kürsü işgali girişimiyle tansiyon yükseldi; devamında ise Meclis, demokrasi tarihine değil adeta boks tarihine not düşecek görüntülere sahne oldu.
TBMM dün yine “görüşme” değil “güreşme” sahnesine döndü. Yeni atanan bakanlar Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi’nin yemin töreni öncesinde CHP’nin kürsü işgali girişimiyle tansiyon yükseldi; devamında ise Meclis, demokrasi tarihine değil adeta boks tarihine not düşecek görüntülere sahne oldu.
Arbede sırasında en çok konuşulan iki isim CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal ile AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek’ti. İkili arasındaki yumruklu temas, siyasetin seviyesinin hangi noktada olduğuna dair görsel bir özet sundu.
Kavga sırasında yaralanarak hastaneye kaldırılan Mahmut Tanal, olayın ardından ilk kez konuştu. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Meclis’te ortaya çıkan görüntülerin “hiç kimseyi memnun etmediğini” belirten Tanal, TBMM’nin müzakere yeri olması gerektiğini vurguladı.
Ancak açıklamanın tonu, “itidal çağrısından” çok “hesaplaşma özeti” gibiydi.
Tanal’a göre yaşananların nedeni, “cumhuriyete, demokrasiye ve CHP’ye yönelik saldırıların bardağı taşırmasıydı.” Kürsü işgalinin Meclis tarihinde ilk olmadığını hatırlatan Tanal, geçmişte de benzer eylemler yapıldığını savundu. Yani özetle: “Bu film daha önce de oynadı.”
Tanal, kamuoyuna yansıyanın aksine kürsüyü fiilen ilk işgal eden tarafın CHP olmadığını iddia etti. Açıklamasına göre CHP Grup Başkanvekili Murat Emir kürsüye yönelirken AK Parti milletvekilleri topluca kürsünün etrafını kapattı ve gerilim bu noktada başladı.
Kısacası herkes karşı tarafın başlattığını söylüyor; Meclis tutanakları ise muhtemelen diplomatik bir dille “karşılıklı fiziksel temas” yazmakla yetinecek.
Tanal, Meclis nöbetçi başkanvekilliğinde yapılan değişikliğe de dikkat çekti. Pervin Buldan yerine Bekir Bozdağ’ın görevlendirilmesini “planlı bir organizasyonun göstergesi” olarak değerlendirdi. Hatta Bozdağ’ın tartışmalı süreçlerde sık sık görevlendirilmesinin “dikkat çekici” olduğunu söyledi.
Tanal’a göre asıl büyümeye neden olan adım ise, İçtüzük gereği ara verilmesi gerekirken Adalet Bakanı’nın yemin için kürsüye davet edilmesiydi.
Açıklamanın en dikkat çeken bölümü ise Osman Gökçek’e yönelik sözler oldu. Tanal, “Kamuoyunun vicdanına bırakıyorum ki Osman Gökçek ve Mahmut Tanal tek başlarına karşı karşıya kalsalar ne olacağını tahmin etmek zor değildir” ifadelerini kullandı.
Meclis’te toplu arbede, sosyal medyada ise bire bir meydan okuma…
Tanal, yaşananların “planlı bir müdahale” olduğunu öne sürerken, kendisini tutanlar nedeniyle dengesini kaybettiğini söyledi. Ortaya çıkan görüntülerin bu nedenle oluştuğunu savundu.
Açıklamasının sonunda demokrasi ve Cumhuriyet vurgusu yapan Tanal, Türkiye’nin bu tür saldırıları yapanların yanına bırakmayacak kadar büyük bir ülke olduğunu ifade etti.
Ancak kamuoyunda asıl soru şu:
TBMM’de artık yasa mı yapılacak, yoksa kilo mu verilecek?
Zira dün yaşananlar, siyaset dilinin sertleşmesinin fiziksel karşılığını da üretmeye başladığını gösterdi. Demokrasi adına söylenen sözler ile Meclis kürsüsünde yaşananlar arasındaki mesafe ise hayli dikkat çekici.
Yorumlar