SPK'nın 28 Eylül açıklaması 17 Eylül'deki talimatların hukuki ve operasyonel durumunu netleştirmiştir. Şimdi dosyanın bundan sonraki bölümünü, açıklamanın ardından yanıt bekleyen rakamlar ve teknik ayrıntılar belirleyecektir. Yatırımcıların mağduriyetinin boyutunun ve tasfiye sürecinin adilliğinin anlaşılması için bu verilerin açıklanması gerekmektedir.
Sermaye Piyasası Kurulu, 28 Eylül gecesi yayımladığı basın duyurusuyla tasfiye kapsamındaki fonlarda 17 Eylül tarihli alım-satım talimatlarının durumuna açıklık getirmiştir. SPK'nın açıklamasına göre, tasfiye kapsamındaki fonlar 17 Eylül 2026'da Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'nda (TEFAS) alım ve satım işlemlerine kapatılmıştır. Bu nedenle 17 Eylül'de ilgili fonlar için TEFAS'a iletilen tüm talimatlar platform tarafından iptal edilmiştir. Böylece 17 Eylül saat 13.30'dan önce verilen talimatların durumu da açıklığa kavuşmuştur; onlar da gerçekleşmemiştir.
Tartışmanın kaynağında SPK'nın 2026/61 sayılı bülteni bulunmaktadır. Söz konusu bültende 17 Eylül saat 13.30 sınırı yer almıştır. SPK yeni açıklamasında bu sınırın nedenini açıklamıştır. Kurula göre 16 Eylül saat 13.30 sonrasında verilen talimatlarla 17 Eylül saat 13.30 öncesinde verilen talimatlar aynı fiyat valörüne tabi olduğu için önceki kararda 17 Eylül saat 13.30 sınırı kullanılmıştır. Ancak SPK'nın 17 Eylül tarihli 57/1707 sayılı kararı doğrultusunda ilgili fonlar aynı gün TEFAS'ta işlemlere kapatılmıştır. Bunun sonucunda 17 Eylül'de verilen bütün talimatlar iptal edilmiştir.
SPK'nın açıklaması önemli bir tabloyu ortaya koymaktadır. 16 Eylül saat 13.30 sonrasında verilen talimatlarla 17 Eylül saat 13.30 öncesinde verilen talimatlar aynı fiyat valörüne tabidir. Ancak talimatın TEFAS'a iletildiği tarih bakımından sonuçları farklıdır. SPK'nın açıklamasına göre 16 Eylül ve öncesinde TEFAS'a iletilen talimatlar, işlem valörlerinde platformun olağan işleyişine dahil edilmiştir. 17 Eylül'de iletilen talimatların ise tamamı iptal edilmiştir. Bu nedenle aynı fiyat valörüne tabi olan 16 Eylül saat 13.30 sonrası talimatlarla 17 Eylül saat 13.30 öncesi talimatların farklı sonuçlanmasının teknik ve hukuki dayanağı açıklığa ihtiyaç duymaktadır.
SPK bu konuda açık bir hüküm ortaya koymaktadır. 17 Eylül'de talimat veren yatırımcıların işlemleri gerçekleşmiş kabul edilmeyecektir. Bu yatırımcılara tasfiye sonunda oluşacak bakiyeden, fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacaktır. Dolayısıyla 17 Eylül'de satış talimatı veren yatırımcı tasfiye sürecinin dışında değil, içinde bulunmaktadır.
Bu noktada başka bir soru ortaya çıkmaktadır: 17 Eylül'de satış talimatı veren yatırımcı ile hiç satış talimatı vermeyen yatırımcı, tasfiye bakımından aynı ekonomik ve hukuki konumda mı olacaktır? SPK'nın son açıklaması bu konuda ayrıca bir ayrım tarif etmemektedir.
SPK'nın kullandığı "fondaki katılma payı sahipliği oranında" ifadesi, tasfiyenin parasal sonucunu ilgilendiren önemli bir teknik ayrıntıdır. Ancak 28 Eylül açıklamasında bu oranın hangi tarih veya kayıt anı esas alınarak belirleneceği ayrıca açıklanmamıştır. Dolayısıyla tasfiye bakiyesinin dağıtılmasında yatırımcının katılma payı sahipliğinin hangi tarih itibarıyla hesaplanacağı sorusu yanıt beklemektedir.
SPK açıklaması 16 Eylül ve öncesindeki talimatlar konusunda da önemli bir istisna içermektedir. 16 Eylül veya daha önce TEFAS'a iletilmesine rağmen ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar da tasfiye kapsamında bulunmaktadır. Bu nedenle yalnızca talimat tarihine bakarak sonuç çıkarmak mümkün değildir. Belirleyici unsurlardan biri işlemin gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
Dosyanın henüz açıklanmayan en önemli rakamlarından biri budur. SPK'nın MKK kayıtlarına dayanarak daha önce açıkladığı verilere göre 7 portföy yönetim şirketine ait tasfiye kapsamındaki 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunmaktadır. Ancak SPK'nın son açıklamasında 17 Eylül'de kaç yatırımcının satış talimatı verdiği, bu talimatların toplam TL büyüklüğünün ne olduğu ve 17 Eylül saat 13.30 öncesi ve sonrasındaki emirlerin dağılımı açıklanmamıştır. Bu rakamların açıklanması, 17 Eylül kararının yatırımcılar üzerindeki parasal etkisinin büyüklüğünü ortaya koyacaktır.
SPK'nın yeni açıklaması başka bir veri setini de önemli hale getirmektedir. 17 Eylül'deki bütün TEFAS talimatlarının iptal edildiği kesinleştiğine göre, tasfiye öncesinde fonlardan fiilen çıkabilen yatırımcıların işlemleri önem kazanmaktadır. Bu nedenle MKK kayıtları üzerinden yanıtlanabilecek sorular şunlardır: 15 ve 16 Eylül'de tasfiye kapsamındaki fonlarda gerçekleşen satışların toplam büyüklüğü neydi, bu tarihlerde kaç yatırımcı fonlardan tamamen veya kısmen çıktı, 16 Eylül'de verilen ancak temerrüt veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen satış emirlerinin toplam büyüklüğü neydi ve 17 Eylül'de iptal edilen satış emirlerinin toplam büyüklüğü neydi.
Bu veriler tek başına herhangi bir usulsüzlüğün göstergesi değildir. Ancak tasfiye öncesindeki yatırımcı hareketlerinin ve tasfiye havuzunda kalan yatırımcıların büyüklüğünün anlaşılması açısından önem taşımaktadır.
SPK'nın son açıklamasında ilk kısmi ödemenin yapılacağı tarih de yer almamaktadır. Kurul daha önce tasfiye süresini üç aydan altı aya çıkarmış ve bunun tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini açıklamıştır. Ancak yatırımcı açısından temel soru halen masada bulunmaktadır: Tasfiye portföylerinde nakit oluştukça ilk ödeme hangi tarihte yapılacaktır?
SPK'nın 28 Eylül açıklaması 17 Eylül'deki talimatların hukuki ve operasyonel durumunu netleştirmiştir. Şimdi dosyanın bundan sonraki bölümünü, açıklamanın ardından yanıt bekleyen rakamlar ve teknik ayrıntılar belirleyecektir. Yatırımcıların mağduriyetinin boyutunun ve tasfiye sürecinin adilliğinin anlaşılması için bu verilerin açıklanması gerekmektedir.
Yorumlar