Araştırmacılar, çalışma sonuçlarının fiziksel temasa karşı farklı tutumlara sahip toplumlarda yaşayan kişiler için geçerli olmayabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca çalışmanın gözleme dayandığı ve sarılma deneyimleri, katılımcıların kişilik özellikleri ile anıların oluşumu arasında nedensel bir ilişki saptanmadığı belirtiliyor. Bu sınırlamalara rağmen çalışma, sosyal temasın anlamını şekillendiren psikolojik faktörlere genel bir bakış sunuyor.
Bristol Üniversitesi'nden araştırmacılar, Birleşik Krallık'ta 15 binden fazla yetişkini kapsayan geniş çaplı bir araştırma gerçekleştirdi. Çalışmaya, yüzde 75'i kadın olmak üzere 15 bin 49 sağlıklı yetişkin katıldı. Katılımcılar, BK'deki kamusal yayın programları ve diğer medya kanalları aracılığıyla yapılan duyurular yoluyla seçildi.
Araştırmaya göre yakın çevreden gelen, rahatlık, destek ve anlayış sunan sarılmalar genellikle en unutulmaz olanlar. Katılımcıların yaklaşık yüzde 70'i kucaklaşmaları olumlu duygusal etkileri nedeniyle anımsıyordu.
Sosyal temasın önemli bir biçimi olan sıcak kucaklaşmalar, stresin azalması ve ruh halinin iyileşmesi gibi olumlu sonuçlarla ilişkilendiriliyor. Ancak farklı sarılma türleri arasındaki bireysel farklılıklar ve kucaklaşmaların nasıl hatırlandığına dair çok az şey biliniyordu.
Araştırmacılar, empati, beden algısı, ilişkilerdeki bağlanma kalıpları ve günlük deneyimlerin kucaklaşmalara atfedilen duygusal değeri etkileyip etkilemediğini inceledi. Ayrıca kucaklaşmaların genelde ayrı birer duygusal deneyim olarak hatırlanıp hatırlanmadığı da araştırıldı.
Çalışma, hakemli dergi PLOS One'da yayımlandı. Araştırmacılar, bulguların sarılmaların çoğunlukla rahatlık, destek ve anlayış sundukları için hatırlandığına işaret ettiğini belirtiyor. Duygusal dokunmayı anıların oluşumuyla ilişkilendiren bulguların, mevcut teorik çalışmaları genişlettiği vurgulanıyor.
Araştırmacılar, çalışma sonuçlarının fiziksel temasa karşı farklı tutumlara sahip toplumlarda yaşayan kişiler için geçerli olmayabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca çalışmanın gözleme dayandığı ve sarılma deneyimleri, katılımcıların kişilik özellikleri ile anıların oluşumu arasında nedensel bir ilişki saptanmadığı belirtiliyor. Bu sınırlamalara rağmen çalışma, sosyal temasın anlamını şekillendiren psikolojik faktörlere genel bir bakış sunuyor.
Yorumlar