Kral Halid Havalimanı Saldırısı Unutulmamalı Vakit kaybetmeye tahammülümüz yok; Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nda yaşananların hafızalardan silinmesine izin vermeden hemen harekete geçmeliyiz. Bu saldırı, uluslararası toplumun vicdanını sarsması ve harekete geçmesi için yeterli bir uyarıdır.
Kral Halid Havalimanı'nda 12 Ölü, 309 Yaralı: Husi Tehdidi Artık Görmezden Gelinemez
Ortadoğu'da barış ve güvenliğe yönelik Husi tehdidinden kimsenin en ufak bir şüphe duymaması gerekir. Nitekim Husilerin cumartesi günü Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği saldırı, açık bir savaş eylemi ve 12 kişinin hayatını kaybetmesine, 309 kişinin ise yaralanmasına yol açan kanlı bir terör saldırısıdır.
Suudi Arabistan, BAE ve İsrail'e Karşı Sistematik Terör Kampanyası
Yıllar içinde Husilerin Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail'deki sivil hedeflere yönelik şiddetinin dozu artarken, bu saldırıların faillerine karşı uluslararası toplum adeta utanç verici bir sessizliğe büründü.
Husilerin bugüne kadarki en kanlı eylemi olan bu son vahşet, aslında bundan on yıl önce yapılması gereken adımların atılması için tam bir gerekçe sunmakta.
Meşru Bir Hükümet Otoritesi Altında Barışçıl Yönetişim
Yemen'in karmaşık yakın tarihi, uzun vadeli tek çözümün ülkenin yeniden birleşmesi olduğunu gösteriyor. Bu da tüm rakip grupların meşru tek bir hükümetin otoritesini kabul etmesini ve ardından ülkenin geleceğini barışçıl yollarla belirlemesini gerektiriyor.
İstikrarlı bir Yemen olmaksızın, Arap Yarımadası'ndaki barış ve güvenlik defalarca tehdit altında kalmaya devam edecektir.
Husilerin Arkasında Tahran'ın Tam Desteği
Kuşkusuz İran'ın sağladığı silahlar, mühimmat, finansman ve istihbarat desteği olmasaydı Husiler, komşu ülkeler bir yana, kendi halkı için bile ciddi bir tehdit oluşturamazdı. Tahran bugün dahi Husilerin askeri kapasitesini, Körfez'deki Arap ülkelerini kuşatmanın ve onları doğrudan yanı başlarından tehdit etmenin bir aracı olarak görüyor.
Hamas ve Hizbullah Zayıflatıldı, Suriye Düştü, İran Yaralandı
Artık net bir şekilde görüldüğü üzere İran, Husileri uluslararası deniz seyrüseferini engellemek ve seyrüsefer serbestisini ihlal etmek için de kullandı. İran'ın ve bünyesindeki Hamas, Hizbullah ile Iraklı silahlı grupların da yer aldığı terör uzantılarının nüfuz alanı oldukça genişti; ancak hepsinin durumu ciddi şekilde geriledi:
Husi Tehdidine Nihai Son Verilmeli
Dolayısıyla Husilerin temsil ettiği askeri ve terörist tehdide nihai bir son vermenin tam zamanı. Başta ABD olmak üzere Suudi Arabistan'ın müttefikleri, bu hedefe ulaşılmasına yardımcı olmak için ellerinden gelen her şeyi yapmalıdır.
Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Babu'l Mendeb'in Güvenliği Kritik
Avrupa ülkeleri ve diğer devletler; Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Babu'l Mendeb üzerinden uzanan deniz yolunda hayati çıkarları olduğuna ve bu çıkarların korunması için barış içinde, birleşmiş bir Yemen'in kritik önem taşıdığına ikna edilmelidir.
Arap Birliği, İİT ve KİK Toplantıya Çağrılmalı
İlk adım olarak Suudi Arabistan, kendi tutumunu açıkça ortaya koymak adına kapsamlı ve küresel bir diplomatik girişim başlatmalıdır. Bu doğrultuda:
Dışişleri Bakanı Düzeyinde Resmi Diplomasi
Tüm Suudi büyükelçileri, görev yaptıkları ülkelerde en azından dışişleri bakanı düzeyinde resmi diplomatik girişimlerde bulunmakla görevlendirilmelidir. Her durumda Suudi diplomatlar, yaşananları olabildiğince ayrıntılı bir şekilde anlatmalı; insani kayıpları, maddi hasarı ve Husi saldırılarının diğer tüm sonuçlarını eksiksiz bir biçimde açıklamalıdır.
Meşru Müdafaa Hakkı Temelinde Karar Tasarıları
Suudi Arabistan hükümeti hiç şüphesiz, BM Güvenlik Konseyi'ni Husi saldırısı hakkında bilgilendirmeli ve diğer diplomatik temaslarında sunduğu bilgilerin aynısını Konsey üyelerine de sağlamalıdır.
Konsey'e hitap ederken, BM Şartı'nın 51. Maddesi'nde düzenlenen "bireysel ve toplu meşru müdafaa hakkına" dayanmalı; Suudi Arabistan'ın Husi tehdidine karşı askeri güç kullanmasının tamamen meşru olacağını kanıtlayan gerekçeleri ortaya koymalıdır.
660, 661, 665 ve 678 Sayılı Kararlar Model Olabilir
Nitekim 1990 yılında Saddam Hüseyin kuvvetleri ülkeyi işgal edip tüm Arap Yarımadası'nı işgal tehdidi altına soktuğunda Kuveyt de tam olarak bunu yapmıştı. O dönemde BM Güvenlik Konseyi:
Veto Tehdidi: Rusya, Çin ve İran'ın Oyunu
Suudi Arabistan daha da ileri giderek, tıpkı Kuveyt'in yaptığı gibi, BM Güvenlik Konseyi'nden Husi saldırganlığına son vermek adına "gerekli tüm yolların kullanılması" hususunda yetki talep edebilir.
Ancak dikkat: Mevcut uluslararası konjonktürde benzer bir girişimin başarıya ulaşacağının garantisi yok. Husiler fiilen İran'ın bir vekili konumunda olduğundan Tahran, Moskova ve Pekin'deki müttefiklerinden "gerekli tüm yolların kullanılmasına" izin veren bir karar tasarısını veto etmelerini isteyebilir.
Veto Hakkı Kullanılırsa Ne Olur?
Rusya veya Çin'in "veto" hakkını kullanması halinde ise bu durum, her iki ülkenin Ortadoğu'da barış ve güvenlik konusundaki duruşunu ve kimleri gerçek dost olarak gördüğünü açıkça gözler önüne serecektir.
Kalıcı Barış ve İstikrar Şart
Diplomatik kulvar bir yana, nihai hedef Yemen devletinin meşru tek bir hükümetin otoritesi altında yeniden birleştirilmesi olmaya devam etmektedir. Husilerin askeri kapasitesinin ortadan kaldırılması:
Kral Halid Havalimanı Saldırısı Unutulmamalı
Vakit kaybetmeye tahammülümüz yok; Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nda yaşananların hafızalardan silinmesine izin vermeden hemen harekete geçmeliyiz.
Bu saldırı, uluslararası toplumun vicdanını sarsması ve harekete geçmesi için yeterli bir uyarıdır.
Yorumlar