Tarım bütçesi de yalnızca rakamın büyüklüğüyle değil, çiftçinin tarlasına ne kadar gerçek değer olarak döndüğü ile ölçülür.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2027-2029 Orta Vadeli Program'da (OVP) belirlenen hedefleri etkileyici görünüyor. Yapay zeka, hassas tarım, yerli tohum, su verimliliği, iklim değişikliğine uyum gibi konular sıralanıyor. Ancak çiftçilerin sorusu değişmiyor: Para nerede? Sonuç nerede?
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın toplam ödenek tavanı yeni OVP'ye göre şöyle belirlendi:
İlk bakışta büyük bir artış görülüyor. Ancak tarım bütçesini yalnızca nominal rakamlarla değerlendirmek yanıltıcı olur.
Çünkü aynı dönemde OVP'nin yıl sonu TÜFE hedefi 2027 için yüzde 21, 2028 için yüzde 13,5, 2029 için yüzde 9.
Çiftçi açısından önemli olan bütçenin kaç milyar lira olduğu değil, bu paranın mazot, gübre, yem, ilaç, elektrik, sulama, işçilik ve finansman maliyetleri karşısında ne kadar satın alma gücü taşıdığıdır.
2027 yılı için Bakanlık bütçesinde 242,276 milyar TL cari transfer öngörülüyor.
Fakat burada çok önemli bir teknik gerçek var: Cari transferlerin tamamı tarımsal destek değildir. Dolayısıyla bu rakamın tamamını "çiftçiye ödenecek destek" diye açıklamak doğru değildir.
Asıl sorulması gereken şudur:
Çiftçinin beklediği açıklama tam olarak budur.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın önündeki en büyük sınav, OVP'deki hedefleri uygulamaya dönüştürmektir.
Çiftçi şunları bilmek istiyor:
Tarım politikası yalnızca strateji belgesi, genelge ve basın açıklaması değildir. Tarım politikası, hedef, kaynak, zamanında ödeme, uygulama, denetim ve sonuçtur.
Bu zincirin bir halkası eksik kalırsa, en güzel program bile tarlada karşılığını bulamaz.
OVP'de yapay zeka, hassas tarım ve dijitalleşme hedeflerinin bulunması sevindiricidir. Ülkenin tarımının teknolojiye ihtiyacı vardır.
Fakat teknoloji, temel sorunların yerine konulamaz.
Kuraklık varsa üretim düşer. Su yoksa teknoloji tek başına çözüm değildir. Çiftçi zarar ediyorsa gençler köyden ayrılır. Çiftçi para kazanamıyorsa üretim sürdürülemez.
Bu nedenle Türkiye'nin aynı anda iki tarımı çözmesi gerekiyor:
Bir yanda Tarım 5.0; diğer yanda hala mazot, gübre, su, kredi ve pazar sorunları yaşayan çiftçi.
Bakanlık, geleceğin teknolojisini bugünün üreticisinin temel sorunlarıyla birlikte ele almak zorundadır.
Gıda enflasyonunu yalnızca markette denetleyerek kalıcı biçimde çözmek mümkün değildir.
Gıdanın fiyatı; tohumda, gübrede, mazotta, suda, yemde, elektrikte, işçilikte, finansmanda ve nihayet tarladaki verimde oluşmaya başlar.
Bu nedenle gıda güvenliği aynı zamanda üreticinin gelir güvenliğidir. Çiftçi üretimden çekilirse, Türkiye'nin gıda güvenliği de zayıflar.
2027-2029 döneminde Bakanlığın önüne çok önemli hedefler konulmuş durumda.
Şimdi kamuoyunun, Bakanlıktan her yıl şu rakamları istemesi gerekir:
İşte gerçek başarı ölçüsü budur.
2027-2029 OVP'de tarım için doğru hedefler var. Fakat Türkiye'nin artık doğru cümlelere değil, doğru uygulamalara ihtiyacı var.
Çiftçi strateji belgesiyle değil, kazandığı parayla tarlada kalır.
Gıda güvenliği basın açıklamasıyla değil, üretimle sağlanır.
Tarım bütçesi de yalnızca rakamın büyüklüğüyle değil, çiftçinin tarlasına ne kadar gerçek değer olarak döndüğü ile ölçülür.
Tarım kağıt üzerinde büyümez. Tarlada büyür.
Çiftçiye zamanında ulaşmayan destek, bütçede rakam; tarlada ise çoğu zaman kayıp zamandır.
Yorumlar