MEKKE PAKTI BÖLGEDE NELERİ DEĞİŞTİRİYOR? UZMANLAR: “ANKARA İÇİN CAYDIRICILIK VE SAVUNMA SANAYİİ ÖN PLANDA”

Mekke paktının İsrail’e karşı olduğuna dair değerlendirmeler de var. Gönül Tol, İsrail’in özellikle paktın İbrahim Anlaşmaları üzerindeki olası etkisine odaklandığını söylüyor. Gazze’deki savaş nedeniyle bu anlaşmaların sekteye uğradığını, Suudi Arabistan’ın İsrail’le normalleşme sürecinin çok sorunlu hale geldiğini belirtiyor. Hatırlatma olarak, Trump Mayıs’ta Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Mısır ve Ürdün’ün de İbrahim Anlaşmaları’na katılmasının zorunlu olması gerektiğini söylemişti. Güvenç ise İsrail’in Türkiye’ye yönelik Yeni İran söylemlerini ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan ile Güney Kıbrıs’la kurduğu ilişkileri hatırlatarak, paktın Türkiye açısından İsrail tarafından yalıtılmaya ve çevrelenmeye karşı bir yanıt gibi göründüğünü söyledi. MISIR NEDEN YOK? Paktı imzalaması beklenen ülkelerden Mısır anlaşmaya taraf olmadı ve konuya dair resmi açıklama yapmadı. Arap basınına konuşan Mısırlı kaynaklar, Kahire’nin İran yanlısı gruplarla çatışma riski ve Suudi Arabistan’ın dahil olduğu bir anlaşmaya katılmaya yönelik tereddütler nedeniyle imza atmadığını söyledi. Gönül Tol, Mısır’ın İsrail ile güvenlik anlaşması olduğunu, BAE ve Hindistan’la da bağları bulunduğunu belirterek manevra alanını korumak için dışarıda kalmış olabileceğini düşündüğünü söyledi. Güvenç, Mısır’ın katılmasının anlaşmanın ciddiyetini artıracağını savundu. Fidan ise Mısır’ın üç imzacı ülkenin doğal ortağı olduğunu, ileride dahil olabileceğini söylemişti. HİNDİSTAN’DA GÜVENSİZLİK Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden Doç. Dr. Omair Anas, anlaşmanın Hindistan’da derin bir güvensizlik hissi yarattığını söyledi. Hindistan’ın izole edildiğini ve Amerikalıların dahi yanlarında olmadığını hissettiğini belirten Anas, Hindistan ile Pakistan’ın 2025'te savaşın eşiğinden döndüğünü, Türkiye’nin Pakistan’a askeri destek verdiği iddialarının Ankara-Yeni Delhi hattında gerilimi artırdığını hatırlattı. Anas’a göre Yeni Delhi, yanıt olarak İsrail ile ilişkilerini derinleştirebilir. Suudi Arabistan’dan paktın kendisini etkileyip etkilemeyeceğine dair teminat alınırsa tepkinin daha yumuşak olabileceğini de ekledi. ORTAK SAVUNMA VAADİ NE KADAR GERÇEKÇİ? Ortak savunma maddesinin kapsamı ve uygulanma biçimi de tartışma konusu. Fidan, bu maddeyi NATO’nun beşinci maddesine benzetmiş ve ortak savunmanın ülkelerden gelecek taleplere göre şekilleneceğini söylemişti. Güvenç, burada bir niyet beyanı bulunduğunu ancak içinin nasıl doldurulduğunun, anlaşma metni görülene kadar spekülasyona açık olduğunu söyledi. NATO’da ABD’nin ittifakın hem kasası hem cephaneliği olduğunu hatırlatan Güvenç, Mekke paktının eşitler arası bir ittifak gibi durduğunu, kuralları koyup diğerlerini hizaya getirecek üstün bir müttefikin bulunmadığını belirtti. Bunun hem iyi hem kötü olduğunu, her şeyin müzakereyle yapılacağını ve ülkelerin kendi egemenliklerini öncelikleyeceğini ifade etti.

Yayınlanma Tarihi : Google News
MEKKE PAKTI BÖLGEDE NELERİ DEĞİŞTİRİYOR? UZMANLAR: “ANKARA İÇİN CAYDIRICILIK VE SAVUNMA SANAYİİ ÖN PLANDA”
Advert

MEKKE PAKTI BÖLGEDE NELERİ DEĞİŞTİRİYOR? UZMANLAR: “ANKARA İÇİN CAYDIRICILIK VE SAVUNMA SANAYİİ ÖN PLANDA”

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın 7 Ağustos’ta imzaladığı ortak savunma anlaşması İran’dan İsrail’e, Hindistan’dan Mısır’a uzanan geniş bir tartışma yarattı; anlaşmanın metni kamuoyuyla paylaşılmadı

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın 7 Ağustos’ta ortak savunma anlaşması imzalaması bölgedeki jeopolitik hizalanmalara dair tartışma başlattı. Mekke paktı olarak anılan anlaşmaya göre üç ülkeden birine yapılan saldırı tümüne yapılmış sayılacak. Anlaşma için Sünni paktı ve Müslüman NATO’su gibi benzetmeler yapıldı, İsrail ve İran gibi ülkeleri hedef alabileceği iddiaları da dile getirildi.

ERDOĞAN: “HİÇBİR ÜLKEYİ HEDEF ALMADIĞI GİBİ TÜM KARDEŞ ÜLKELERE AÇIK”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını, bölgenin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açık olduğunu söyledi. Ankara, anlaşmanın güvenlik ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını belirtiyor. Eleştirenler ise birbirine kara bağlantısı bulunmayan üç ülkenin ulusal çıkarlarının örtüşmediğini savunuyor. Bazı uzmanlara göre anlaşma metninin paylaşılmaması spekülasyonlara yol açıyor ve özellikle caydırıcılık açısından soru işaretleri taşıyor.

İRAN’A KARŞI MI?

Bazı değerlendirmelere göre pakt, Ortadoğu’daki çatışmalara ve ABD-İsrail ile İran savaşına bir tepki niteliğinde. İmzacıların İran’ın iki Sünni komşusu Türkiye ve Pakistan ile bölgesel rakibi Suudi Arabistan olması, İran’ı çevreleme hamlesi olarak yorumlanıyor. Yetkililer ise sürecin mevcut çatışmadan öncesine dayandığını vurguluyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, görüşmelerin Aralık 2024'ten bu yana sürdüğünü açıkladı.

Erdoğan, anlaşmayı yalnızca gerilimin ortaya çıkardığı konjonktürel bir gelişme olarak görmenin ülkelerin niyetini doğru anlamamak olacağını söyledi. Vizyonlarının üç ülkeyle sınırlı kalmayıp mümkünse bölgedeki bütün ülkelerin bu çatı altında toplanması olduğunu ifade etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise paktın İran’a karşı olduğundan endişe etmek için sebep bulunmadığını söyledi. Bekayi ayrıca üç ülkenin ABD’nin güvenlik taahhütlerine güvenemeyeceği sonucuna vardığı yorumunu yaptı.

TAHRAN’DA FARKLI SESLER

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacısı Oral Toğa, İran’ın tepkisinin Türkiye’den gelen mesajlarla tutarlı olduğunu söyledi ve bunu Ankara’nın diplomatik hazırlığının sonucu olarak gördüğünü belirtti. Toğa’ya göre Tahran’daki tartışmanın merkezinde kuşatma tezi duruyor: Türkiye kuzeybatıda, Suudi Arabistan güneybatıda, Pakistan güneydoğuda. Bir kesim bu tabloyu jeopolitik yalnızlaşma olarak okuyor. Karşı görüştekiler ise Pakistan’ın Riyad’la zaten bir savunma ilişkisi bulunmasına rağmen savaş boyunca İran’a karşı hareket etmediğini, aksine Washington ile arabuluculuk yaptığını hatırlatıyor.

Pakistan ve Suudi Arabistan, Eylül 2025'te Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması imzalamıştı. O anlaşmanın metni de kamuoyuyla paylaşılmamıştı.

TÜRKİYE NE İSTİYOR?

Uzmanlara göre Türkiye’nin yaklaşımında caydırıcılık ile savunma sanayii işbirliği öne çıkıyor. Gündeme gelen kavramlardan biri bölgesel sahiplenme, yani bölge sorunlarının yine bölge ülkeleri tarafından çözülmesi. Erdoğan, Şarkul Avsat’a verdiği röportajda bölgesel sahiplenme ve ortak güvenlik anlayışının güçlenmesinin Hürmüz Boğazı’nın istikrarına katkı sağlayacağına inandıklarını söyledi. Paktın her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel aldığını, güvenlik ile ekonomik kalkınmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.

Middle East Institute Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol ise Türkiye’nin asıl motivasyonunun savunma sanayiine finansman bulmak, işbirliklerini ve ihracat pazarını genişletmek olduğunu düşünüyor. Tol’a göre bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık Türkiye için geri planda kalıyor.

Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Dr. Serhat Güvenç, Türkiye’nin tutumunu ABD ve Avrupa’daki güvenlik ilişkilerinin yeniden hizalanmasıyla bağdaştırıyor. İran’ın füze saldırılarının Doğu Akdeniz’deki ABD savaş gemileri tarafından düşürüldüğünü hatırlatan Güvenç, Amerika’nın Türkiye’yi de kapsayan güvenlik şemsiyesini artık sağlayamayabileceğini söyledi. Paktın Türkiye’ye yalnız kalmama güvencesi verdiğini, Avrupa’da Türkiye’yi içerecek girişimler olsaydı Ankara’nın bu kadar hevesli olmayabileceğini ifade etti.

İSRAİL FAKTÖRÜ

Mekke paktının İsrail’e karşı olduğuna dair değerlendirmeler de var. Gönül Tol, İsrail’in özellikle paktın İbrahim Anlaşmaları üzerindeki olası etkisine odaklandığını söylüyor. Gazze’deki savaş nedeniyle bu anlaşmaların sekteye uğradığını, Suudi Arabistan’ın İsrail’le normalleşme sürecinin çok sorunlu hale geldiğini belirtiyor. Hatırlatma olarak, Trump Mayıs’ta Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Mısır ve Ürdün’ün de İbrahim Anlaşmaları’na katılmasının zorunlu olması gerektiğini söylemişti.

Güvenç ise İsrail’in Türkiye’ye yönelik Yeni İran söylemlerini ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan ile Güney Kıbrıs’la kurduğu ilişkileri hatırlatarak, paktın Türkiye açısından İsrail tarafından yalıtılmaya ve çevrelenmeye karşı bir yanıt gibi göründüğünü söyledi.

MISIR NEDEN YOK?

Paktı imzalaması beklenen ülkelerden Mısır anlaşmaya taraf olmadı ve konuya dair resmi açıklama yapmadı. Arap basınına konuşan Mısırlı kaynaklar, Kahire’nin İran yanlısı gruplarla çatışma riski ve Suudi Arabistan’ın dahil olduğu bir anlaşmaya katılmaya yönelik tereddütler nedeniyle imza atmadığını söyledi.

Gönül Tol, Mısır’ın İsrail ile güvenlik anlaşması olduğunu, BAE ve Hindistan’la da bağları bulunduğunu belirterek manevra alanını korumak için dışarıda kalmış olabileceğini düşündüğünü söyledi. Güvenç, Mısır’ın katılmasının anlaşmanın ciddiyetini artıracağını savundu. Fidan ise Mısır’ın üç imzacı ülkenin doğal ortağı olduğunu, ileride dahil olabileceğini söylemişti.

HİNDİSTAN’DA GÜVENSİZLİK

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden Doç. Dr. Omair Anas, anlaşmanın Hindistan’da derin bir güvensizlik hissi yarattığını söyledi. Hindistan’ın izole edildiğini ve Amerikalıların dahi yanlarında olmadığını hissettiğini belirten Anas, Hindistan ile Pakistan’ın 2025'te savaşın eşiğinden döndüğünü, Türkiye’nin Pakistan’a askeri destek verdiği iddialarının Ankara-Yeni Delhi hattında gerilimi artırdığını hatırlattı. Anas’a göre Yeni Delhi, yanıt olarak İsrail ile ilişkilerini derinleştirebilir. Suudi Arabistan’dan paktın kendisini etkileyip etkilemeyeceğine dair teminat alınırsa tepkinin daha yumuşak olabileceğini de ekledi.

ORTAK SAVUNMA VAADİ NE KADAR GERÇEKÇİ?

Ortak savunma maddesinin kapsamı ve uygulanma biçimi de tartışma konusu. Fidan, bu maddeyi NATO’nun beşinci maddesine benzetmiş ve ortak savunmanın ülkelerden gelecek taleplere göre şekilleneceğini söylemişti. Güvenç, burada bir niyet beyanı bulunduğunu ancak içinin nasıl doldurulduğunun, anlaşma metni görülene kadar spekülasyona açık olduğunu söyledi. NATO’da ABD’nin ittifakın hem kasası hem cephaneliği olduğunu hatırlatan Güvenç, Mekke paktının eşitler arası bir ittifak gibi durduğunu, kuralları koyup diğerlerini hizaya getirecek üstün bir müttefikin bulunmadığını belirtti. Bunun hem iyi hem kötü olduğunu, her şeyin müzakereyle yapılacağını ve ülkelerin kendi egemenliklerini öncelikleyeceğini ifade etti.

Not: Haberdeki değerlendirmeler adı geçen uzman ve yetkililere aittir. Anlaşmanın metni kamuoyuyla paylaşılmamıştır.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Advert

Yorum Gönder

Yorumlar