Türkiye, Orta Doğu'daki çatışmaların yarattığı tedarik zincirindeki değişikliklerden en çok fayda sağlayabilecek ülke konumundadır. Ancak bu jeopolitik fırsatların somut ekonomik kazançlara dönüşebilmesi için Türkiye'nin hukuki mevzuatını güncellemesi, proaktif bir ekonomik diplomasi yürütmesi ve iş dünyasını yeni döneme hazırlayacak ticari mekanizmaları hızla inşa etmesi gerekmektedir.
Küresel ekonomi, Orta Doğu'daki savaş ikliminin etkisiyle tedarik zincirlerinde kalıcı bir eksen kayması yaşıyor. Özellikle İran-İsrail savaşının ardından bölgedeki artan tansiyon, küresel ticaretin ve enerjinin can damarı olan Körfez-Süveyş hattını riskli bir hale getirdi. Bu durum, Avrupa'nın tedarik stratejilerini yeniden gözden geçirmesine yol açtı.
Yeni Stratejiler: Avrupa, maliyet odaklı stratejileri terk ederek, arz güvenliği ve kısa teslimat süreleri sunan "yakın coğrafyalara" (nearshoring) yönelmeye başladı. Bu bağlamda Türkiye, güçlü altyapısı ve sanayi kapasitesi ile öne çıkıyor.
Güvenli Alternatif: Türkiye, kriz dönemlerinde sadece bir "köprü" olmanın ötesinde, sağlam ve güvenilir bir yapı sunuyor. Uzmanlar, savaş ortamı yatışsa bile ekonomik düzenin güven kaybı nedeniyle eski haline dönmesinin zor olacağını belirtiyor.
İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölüm Başkanı Doç. Dr. Cihat Köksal, Türkiye'nin coğrafi ve endüstriyel olarak en güçlü yakından tedarikçi adayı olduğunu vurguladı. Türkiye'nin lojistik avantajları:
Doç. Dr. Köksal, Avrupa'nın Asya ve Körfez bağımlılığını azaltma arayışında Türkiye'nin en fazla fayda sağlayacak sektörlerini şu şekilde sıraladı:
Köksal, Türkiye’nin bu fırsatı kalıcı bir yatırıma dönüştürmesi için üç temel sacayağında acil yapısal adımlar atması gerektiğini vurguladı:
Köksal, uluslararası sermayenin uzun vadeli yatırım kararları alabilmesi için makroekonomik istikrarın sürdürülmesi ve ticari hukuk süreçlerinde uluslararası standartlarda öngörülebilirliğin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye, Orta Doğu'daki çatışmaların yarattığı tedarik zincirindeki değişikliklerden en çok fayda sağlayabilecek ülke konumundadır. Ancak bu jeopolitik fırsatların somut ekonomik kazançlara dönüşebilmesi için Türkiye'nin hukuki mevzuatını güncellemesi, proaktif bir ekonomik diplomasi yürütmesi ve iş dünyasını yeni döneme hazırlayacak ticari mekanizmaları hızla inşa etmesi gerekmektedir.
Yorumlar