İş dünyasından AB’ye 5 maddelik çağrı: “Gümrük Birliği güncellemesi artık zorunlu” 30 yıl önce sanayi malları ekseninde kurgulanan Türkiye–AB Gümrük Birliği, küresel ticarette yaşanan dönüşüm karşısında yetersiz kalıyor. Türk iş dünyası; hizmetler, dijital ekonomi, tarım ve kamu alımlarını kapsayan, kazan-kazan ilkesine dayalı kapsamlı bir güncellemenin gecikmeden hayata geçirilmesini istiyor.
30 yıl önce sanayi malları ekseninde kurgulanan Türkiye–AB Gümrük Birliği, küresel ticarette yaşanan dönüşüm karşısında yetersiz kalıyor. Türk iş dünyası; hizmetler, dijital ekonomi, tarım ve kamu alımlarını kapsayan, kazan-kazan ilkesine dayalı kapsamlı bir güncellemenin gecikmeden hayata geçirilmesini istiyor.
Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 1996’dan bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği (GB), sanayi malları üzerinden ikili ticaretin hızla büyümesine katkı sağladı. Bu süreçte Türkiye–AB ticaret hacmi yaklaşık 8 kat artarak 230 milyar doları aşarken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100’e yaklaştı. Orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payı yüzde 43,5’e yükselirken, Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı pay da iki katına çıktı.
Ancak aradan geçen 30 yılda küresel ticaret yapısının köklü biçimde değişmesi; hizmetler, dijital ekonomi, yeşil dönüşüm ve kamu alımları gibi alanların önem kazanması, mevcut Gümrük Birliği yapısının yetersiz kaldığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin başlayabilmesi için ilk adımın AB Komisyonu tarafından atılması gerekiyor. Komisyon, güncellemenin kapsam ve çerçevesini belirleyen müzakere taslağını hazırlayarak yetki talebinde bulunuyor. Ancak müzakerelerin resmen başlaması için son karar, üye ülkeleri temsil eden AB Konseyi tarafından veriliyor.
Konseyin Komisyon’a müzakere yetkisi vermesi halinde süreç teknik olarak başlatılmış sayılacak. Müzakerelerin tamamlanmasının ardından ortaya çıkacak nihai anlaşmanın yürürlüğe girmesi için ise Avrupa Parlamentosu onayı gerekiyor.
Türk özel sektörü, AB üyesi ülkelerin siyasi başlıkları bir kenara bırakarak müzakerelerin önünü açmasını talep ediyor. İş dünyası temsilcilerine göre, küresel belirsizliklerin arttığı mevcut konjonktürde AB, tedarik zincirlerini Türkiye ile daha güvenli hale getirebilir. Türkiye ise hem yeni sektörleri kapsayan hem de üçüncü ülkelerle ticarette yaşanan asimetrileri gideren bir güncelleme ile rekabet gücünü korumayı hedefliyor.
Türk iş dünyasının Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik talepleri beş ana başlıkta öne çıkıyor:
Hizmetler, tarım ve kamu alımlarının Gümrük Birliği kapsamına alınması
AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarına (STA) Türkiye’nin eş zamanlı ve bağlayıcı biçimde dahil edilmesi
Ulaştırma kotalarının kaldırılması ve lojistik engellerin azaltılması
Yeşil ve dijital dönüşümün finansman ve teknik iş birliğiyle desteklenmesi
Uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının güçlendirilmesi ve karar alma süreçlerine Türkiye’nin daha etkin katılımının sağlanması
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, mevcut Gümrük Birliği yapısında en büyük sorunlardan birinin STA’lardan kaynaklanan uyumsuzluklar olduğunu vurguladı. Zeytinoğlu, AB’nin yaklaşık 80 ülke ve bölgeyle ticaret veya ortaklık anlaşması bulunmasına karşın Türkiye’nin 44 STA’sı olduğunu belirterek, “AB ile anlaşması olan ülkeler Türkiye pazarına gümrüksüz erişim sağlarken, Türkiye aynı ülkelere karşı mütekabiliyet sağlayamıyor” dedi.
AB’nin MERCOSUR ve Hindistan ile yürüttüğü anlaşmaların yanı sıra Endonezya ve Meksika ile ticaret ağını genişletmesi, Türkiye açısından riskleri artırıyor. Zeytinoğlu, ABD tarifeleri ve Çin’in agresif ticaret politikaları da dikkate alındığında, AB için Türkiye ile ekonomik ve sınai tamamlayıcılığın giderek daha önemli hale geldiğini söyledi.
DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının beklentilerini içeren açık mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla AB liderlerine gönderildi. Mektupta, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin sadece ticaret hacmini artırmakla kalmayacağı, aynı zamanda Avrupa değer zincirlerini güçlendireceği vurgulandı.
DEİK yetkilileri ve iş dünyası temsilcileri, Türkiye’nin genç nüfusu, güçlü sanayi altyapısı, enerji ve lojistik kapasitesiyle Avrupa üretim ekosisteminin doğal bir parçası olduğunu belirterek, 2026 yılı içinde somut adımlar atılması çağrısında bulundu.
Yorumlar