İran’ın "Görünmez" Lideri: Bir Fotoğraf Neden "Büyü" Riski Taşır?

Mücteba Hamaney, bir gün halkın karşısına çıkacak mı? Yoksa İran, "görünmez bir liderin" yönettiği, sınırları gerçek dünya ile mistik inançlar arasında belirsizleşen bir "gölge devlet" haline mi geliyor? Bu sorunun cevabı, şimdilik sadece sarayın kapalı kapıları ardında ve belki de "görünmez varlıkların" fısıltılarında saklı.

Yayınlanma Tarihi : Google News
İran’ın
Advert

İran’ın "Görünmez" Lideri: Bir Fotoğraf Neden "Büyü" Riski Taşır?

İran’da yeni Dini Lider Mücteba Hamaney, göreve gelişinin üzerinden yedi ay geçmesine rağmen hala kamuoyu önüne çıkmadı. Peki, bir ülkenin en tepesindeki isim neden "görünmez" kalmayı tercih eder? Cevap, modern istihbarat raporlarında değil, "okült bilimler" ve "cinler" dünyasında aranıyor.

İran’da taşlar yerinden oynadı. Ali Hamaney’in ardından Mart 2026’da görevi devralan oğlu Mücteba Hamaney, yedi aydır bir "hayalet" gibi. Ne bir fotoğrafı paylaşıldı ne de halkın karşısına çıktı. Ancak bu sessizliğin ardındaki gerekçe, siyasi bir stratejiden çok daha fazlasını, adeta bir fantastik romanın sayfalarını aralıyor.

"Fotoğrafı Yayınlamak, Büyüye Davetiye Çıkarmaktır"

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komitesi üyesi Salar Velayetmedar’ın yaptığı açıklama, başkent Tahran’da şok etkisi yarattı. Velayetmedar, güvenlik birimlerinin ve din alimlerinin Mücteba Hamaney’in fotoğraflarının yayınlanmaması konusunda "fikir birliğine" vardığını açıkladı. Gerekçe ise oldukça sıra dışı: Tel Aviv merkezli olduğu iddia edilen "okült bilimler" (gizli ilimler) saldırısı.

İddiaya göre, yeni liderin bir fotoğrafı, düşmanların "büyüsel güçler" veya "cinler" aracılığıyla ona doğrudan bir suikast düzenlemesine kapı aralayabilir.

Saray Koridorlarında "Cin" Siyaseti

İran İslam Cumhuriyeti’nin en üst kademelerinde büyü ve kehanet söylentileri aslında yeni değil. Geçmişte devlet medyasını yöneten Muhammed Serefraz, Mücteba’nın zaman zaman falcılarla görüştüğünü ve devlet kararlarında "geleceği tahmin eden" kişilerin tavsiyelerine başvurulduğunu iddia etmişti.

Daha da geriye gidildiğinde, eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminde yaşananlar, bu mistik atmosferin zirvesiydi:

  • Işık Halesi: Ahmedinejad, BM konuşması sırasında bir "ışık halesiyle" çevrildiğini iddia etmişti.
  • Büyülenmiş Cumhurbaşkanı: Dönemin etkili din adamları, Ahmedinejad’ın özel kalem müdürünün "büyü ve hipnoz" yoluyla cumhurbaşkanını yönettiğini savunarak, onu "karanlık güçlerin kurbanı" ilan etmişti.
  • Koruyucu Yüzükler: İstihbarat bakanlarının, büyüden korunmak için özel dualı yüzüklerle toplantılara katıldığına dair anlatılar, artık birer şehir efsanesi değil, siyasi tarihin bir parçası haline geldi.

"Görünmez Düşman" ile Savaş

Ali Hamaney’in gençliğinde "cefr" (harf ilmi) ve "remil" (kehanet) gibi konulara duyduğu ilgi, bugün devletin güvenlik doktrinine sızmış durumda. Devlet yetkilileri, İsrail’in istihbarat zaferlerini artık sadece teknolojiyle değil, "cinlerin yardımıyla" açıklıyor. Hatta bir komutanın öldürülmesini, yerini her yarım saatte bir değiştirmesine rağmen "cinlerin yerini tespit etmesine" bağlayan din adamları bile mevcut.

Siyaset mi, Mitoloji mi?

İran’da bugün yaşananlar, bir devletin kendi güvenlik açıklarını rasyonel bir şekilde açıklamak yerine, neden "görünmez varlıkların" gölgesine sığındığını sorgulatıyor. Eleştirmenler, bu tür "okült" söylemlerin, gerçek siyasi ve askeri başarısızlıkları örtbas etmek için kullanıldığını savunurken; yönetimin çekirdeği, düşmanın sadece sınırda değil, metafizik düzlemde de saldırı halinde olduğuna inanıyor.

Mücteba Hamaney, bir gün halkın karşısına çıkacak mı? Yoksa İran, "görünmez bir liderin" yönettiği, sınırları gerçek dünya ile mistik inançlar arasında belirsizleşen bir "gölge devlet" haline mi geliyor?

Bu sorunun cevabı, şimdilik sadece sarayın kapalı kapıları ardında ve belki de "görünmez varlıkların" fısıltılarında saklı.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Advert

Yorum Gönder

Yorumlar