Dervişoğlu’nun Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin sözleri üzerine bir vatandaşın kendisine, kimsenin koluna merdivenlerden inerken girmemesini söyleyerek seslendiği ve Dervişoğlu’nun yanıt verdiği anlar da dikkat çekti. Dervişoğlu şöyle karşılık verdi: Benim sizden aldığım aile terbiyesi, yardıma muhtaç olana mutlaka yardım etmekten geçiyor. Bak, sen öyle diyorsun, millet böyle diyor. İnsan olarak çok duygusalım.
DERVİŞOĞLU TRABZON’DAN SESLENDİ: “BİZ SİZDEN KELLE DEĞİL, HESAP İSTİYORUZ”
Borsa ve fon krizinden Mekke Antlaşması’na, fındık fiyatından İmralı’ya kadar uzanan sert konuşmada Erdoğan’a doğrudan sorumluluk çağrısı yaptı
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Bayrak Açıyorum mitinglerinin dördüncüsünde Trabzon Atatürk Meydan Parkı’nda on binlerce kişiye hitap etti. Dervişoğlu, borsa ve fon krizini Cumhuriyet tarihinin kamu gözetiminde yapılan en büyük soygunu olarak nitelendirdi. Hükümetin Mekke Antlaşması adıyla kabul edilen yasasını ve Terörsüz Türkiye sürecini de sert sözlerle eleştirdi.
BAYRAK GÖNDERE ÇEKİLDİ, ANDIMIZ OKUNDU
Gazi ve şehit aileleri için özel alan ayrılan mitingde program, yöresel sanatçı Efe Karadüzen’in kısa konseriyle başladı. Konserin ardından vatandaşlar, okullarda yasaklanan Andımız’ı hep bir ağızdan okudu. İYİ Partililerin vatandaşlara mikrofon uzatarak İyi misin sorusunu yönelttiği, alınan cevapların yer aldığı video da meydandaki kalabalığa izletildi.
Genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri tek tek platforma davet edilerek alandakileri selamladı. Vatandaşlar büyük bir Türk bayrağı açtı. İl başkanı ve Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın’ın konuşmasının ardından Dervişoğlu, platformdaki bayrağı göndere çekti. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından kürsüye geçti.
BORSA VE FON KRİZİ: “CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK SOYGUNU”
Konuşmasına Trabzon’un Atatürk’ün vasiyetini yazdığı şehir olduğunu hatırlatarak başlayan Dervişoğlu, yaklaşık iki aydır borsa ve fon krizi ile uğraşıldığını söyledi. Krizi ilk günden itibaren sıradan bir olay olarak görmediklerini belirten Dervişoğlu, bunun Cumhuriyet tarihinin kamu gözetiminde yapılan en büyük soygunu olduğunu savundu.
Dervişoğlu, Adalet Bakanı’nın kapsamlı bir suç yapılanmasından söz ettiğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise hiç ummadığınız insanların işin içinde olduğunu söylediğini hatırlattı. Dervişoğlu, bu isimlerin neden açıklanmadığını sordu. Şöyle konuştu: Biz sizden kelle değil, hesap istiyoruz.
Dervişoğlu, Sermaye Piyasası Kurulu başkanının, BDDK üyelerinin ve Borsa İstanbul yönetiminin atamalarının Erdoğan tarafından yapıldığını belirterek şu soruları yöneltti: Denetleyecek tüm kurulları siz oluşturmadınız mı? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adını verdiğiniz yapının tek adam sistemine dönüştüğünü savunan Dervişoğlu, her atamanın tek imzaya bağlandığını ve düzenin sorumlusunun da Erdoğan olduğunu söyledi.
RAKAMLARLA KRİZ: 4,5 TRİLYON LİRA ERİDİ
Dervişoğlu’na göre bir ay içinde borsada yaklaşık 4,5 trilyon liralık değer eridi, para piyasası fonlarından ise 460 milyar lira kaybolmuştu. Esnafın, KOBİ’lerin, emeklinin ve çiftçinin mağdur olduğunu söyleyen Dervişoğlu, ödemelerin durduğunu, paranın dönmediğini ifade etti. Mağdurun yalnızca 450 bin kişi değil, 86 milyon olduğunu savundu.
Dervişoğlu, partisinin bir yıl önceden uyarılarda bulunduğunu, konunun Meclis’te araştırılması için önerge verdiklerini, ancak önergenin reddedildiğini söyledi. Önergenin reddinin nedenini şöyle açıkladı: Çünkü çalan da aynı, çaldıran da aynı. Yiyen de aynı, yediren de aynı. Bugün önümüze seçmece günah keçileri koyuluyor, ancak üç beş tutuklamayla çözülecek bir iş değil dedi. Erdoğan’a seslenen Dervişoğlu, aldatıldım diyerek bu hesaptan kaçamayacağını söyledi ve mitingde şu ifadeyi kullandı: Bu yolsuzluğa bayrak açıyoruz.
MEKKE ANTLAŞMASI TARTIŞMASI: “TRUMP NE İSTİYORSA YAPMAK”
Dervişoğlu’nun konuşmasının en çok tartışılacak bölümlerinden biri dış politika oldu. İki gün önce TBMM’de kabul edilen ve adına Mekke Antlaşması denilen yasaya değinen Dervişoğlu, Kabe’nin korunması için yasaya, tezkereye veya anlaşmaya ihtiyaç olmadığını söyledi. Türk ordusunun Suud hanedanı için seferber edilmesine ve petrol şirketlerinin dolarlarının koruyucusu yapılmasına karşı olduklarını belirtti.
Dervişoğlu, Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki çatışmaya işaret ederek Türkiye’nin neden Yemen ile karşı karşıya geldiğini sordu. İran’ın İsrail ve ABD tarafından vurulduğunu, Yemen’in de İsrail’e karşı açık cephe aldığını hatırlatan Dervişoğlu, Yemen’in karşısına geçmekle İsrail ile ittifak mı kurulduğunu sorduğunu, ancak yanıt alamadığını söyledi. Dervişoğlu, ABD Başkanı Trump’ın Erdoğan’a ne diyorsam beni kırmıyor, yapıyor dediğini öne sürerek dünya liderliğinin bundan ibaret olduğunu savundu.
TRABZON’UN SORUNLARI: FINDIK, ÇAY VE DEMİRYOLU
Dervişoğlu, konuşmasının önemli bir bölümünü Trabzon ve Karadeniz’in sorunlarına ayırdı.
Fındıkta geçen sezon serbest piyasada kilogramı 380 liraya kadar çıkan fındığa bu yıl devlet tarafından 250 lira fiyat belirlendiğini, ancak piyasa fiyatının 160 lira seviyesinde kaldığını söyledi. Aradaki farkın kime kazanç sağladığını soran Dervişoğlu, hem üreticinin hem tüketicinin mağdur olduğunu savundu.
Çayda yaş çaya kilogram başına 35 lira fiyat verildiğini, ancak kontenjan dolduğunda üreticinin ürününü satamadığını belirtti. Üreticinin kalan ürününü hangi fiyattan satabildiğinin önemli bir sorun olduğunu dile getirdi.
ÇAYKUR işçileri konusunda kurumda görev yapan 11 bin 500 personelin 10 binden fazlasının mevsimlik işçi statüsünde olduğunu, toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 90'ının güvencesiz çalıştığını söyledi. Yıllık 6,6 milyar lira olan personel giderinin, tüm çalışanlar tam zamanlı istihdam edilse 12 milyar liraya çıkacağını belirten Dervişoğlu, bu tutarın Türkiye’nin günlük faiz ödemesine karşılık geldiğini savundu. İYİ Parti iktidara gelirse ÇAYKUR işçilerinin yıl boyunca kesintisiz çalışacağını ve düzenli maaş alacağını taahhüt etti.
Tarım ve hayvancılıkta Karadeniz’de tarım üretimini tehdit eden böcek sorununun yeterince önemsenmediğini söyledi. Kırsal ilçelerde hayvancılık yapan üreticilerin yem maliyetleriyle zorlandığını, Trabzon’da kişi başına düşen üretimin Türkiye ortalamasının üçte birinin altında kaldığını belirtti.
Göç ve yatırım konusunda yol yapmakla sorunların çözülmediğini, şehir dışına ve yurt dışına göçün sürdüğünü, genç nüfusun azalmasının esnaflık, tarımsal üretim ve yaşlıların sağlık hizmetlerine erişimini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Arsin Yatırım Adası’nda ilk fabrikanın ne zaman faaliyete geçeceğini ve kaç kişiye istihdam sağlanacağını sordu.
Demiryolu için Trabzon’un önemli bir liman kenti olmasına rağmen demiryolu bağlantısının bulunmadığını hatırlatan Dervişoğlu, Erzincan-Trabzon projesinin yıllardır gündemde olduğunu, Samsun-Sarp hattı için ise etüt ihalesinden söz edildiğini söyledi ve demiryolunun ne zaman ulaşacağının açıklanmasını istedi.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE SERT ELEŞTİRİ
Dervişoğlu, konuşmasında Terörsüz Türkiye sürecine yönelik eleştirilerini de sıraladı. Hükümetin önce umut hakkı, sonra Meclis’e gelip konuşma, ardından statü ve yeni yer başlıklarını açtığını savundu. Her seferinde halka bir şey değişmedi denildiğini söyledi.
Dervişoğlu, DEM Parti’den bir ismin Öcalan’ın İmralı’da yapılan yeni yere geçtiğini açıkladığını belirterek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin eylül ayında İmralı’da iki katlı bahçeli bir ev yapıldığını anlattığını hatırlattı. Bu bilgiyi Adalet Bakanlığı yerine İmralı’nın ulaklarının duyurduğunu öne süren Dervişoğlu, örgütün silah bırakıp bırakmadığını ve kendini tam anlamıyla feshedip etmediğini sordu, cevabın hayır olduğunu söyledi. Bunların başından beri planladığının terörist başını bahçeli eve taşımak olduğunu savundu.
Dervişoğlu, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Adalet Bakanı’na da Trabzon’dan seslenerek nakil yapılıp yapılmadığını, yapıldıysa emri kimin hangi kanun hükmüne dayanarak verdiğini sordu. Eren Bülbül’ün memleketinde konuştuğunu hatırlatan Dervişoğlu, şehitleri rahmetle andı ve Terörsüz Türkiye’nin teröriste kıyak yapılarak olmayacağını söyledi.
SEÇİM VE SANDIK MESAJI: “BU MİLLET BU VATANI KİRLİ PAZARLIKLARA BIRAKIR MI?”
Dervişoğlu, Meclis’e henüz bir teklif gelmeden seçim tarihinin açıklanmaya çalışıldığını, seçilecek Meclis’in hangi anayasayı kabul edeceğinin önceden ilan edildiğini savundu. Silahların bırakıldığına dair tespitin sonucunun da tespiti yapacak kurumdan önce söylenmeye hevesle çalışıldığını ifade etti.
Dervişoğlu, mitingde katılımcılara tek tek seslenerek şunları sordu: Trabzon, bu düzene razı mısın? Fırtına çıktı diye kürek bırakılır mı? Rüzgar sert esti diye bayrak indirilir mı? Kalabalığın tepkisiyle devam eden Dervişoğlu, fırtınanın dineceğini, küreğin ve bayrağın kendi ellerinde olduğunu söyledi ve yarının milletin olduğunu ifade etti.
Seçim yapılmayacağı ve seçim kaybedilse de görevin bırakılmayacağı yönündeki dedikodulara da değinen Dervişoğlu, iktidarın bunları paşa paşa yapacağını söyledi. Makamın emanet, devletin milletin olduğunu belirtti. Elindeki zarfı göstererek bunun milletin egemenliği olduğunu, sandığa girip yine hükmünü vereceğini söyledi.
MİTİNGDE DUYGUSAL ANLAR
Dervişoğlu’nun Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin sözleri üzerine bir vatandaşın kendisine, kimsenin koluna merdivenlerden inerken girmemesini söyleyerek seslendiği ve Dervişoğlu’nun yanıt verdiği anlar da dikkat çekti. Dervişoğlu şöyle karşılık verdi: Benim sizden aldığım aile terbiyesi, yardıma muhtaç olana mutlaka yardım etmekten geçiyor. Bak, sen öyle diyorsun, millet böyle diyor. İnsan olarak çok duygusalım.
Yorumlar