Ve bugün 29 Ekim'de hatırlamamız gereken yalnızca Cumhuriyet'in hangi tarihte ilan edildiği değil onu mümkün kılan düşüncenin mücadelenin ve millî egemenlik idealinin nasıl doğduğudur. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Yaşasın Cumhuriyet! ????????
"Cumhuriyet Yaparız!" — 1906'dan 1923'e Uzanan Bir Fikrin Hikâyesi
Altbaşlıklar
Bir Şenlik Bir Soru ve İki Kelime 1906: Fikir Olgunlaşırken Erzurum'da Yeniden Karşımıza Çıkıyor 1919'dan 1923'e: Fikir Devlete Dönüşüyor Cumhuriyet Bir Günde Kuruldu Fikri Yıllarda Olgunlaştı "Yaşasın Cumhuriyet"
Bazı cümleler vardır söylendiği anda yalnızca bir kişinin düşüncesini yansıtır. Yıllar sonra dönüp baktığınızda ise tarihin yönünü değiştiren bir fikrin ilk işaretlerinden biri olarak karşınıza çıkar.
Mustafa Kemal'in 1906'da söylediği aktarılan iki kelime de böyleydi: "Cumhuriyet yaparız!"
Mustafa Kemal Atatürk gençliğinden itibaren Cumhuriyet fikriyle doluydu. Bunu bir başkasına ilk dile getirdiği anın az bilinen hikâyesi bugün 29 Ekim'de yeniden anlatmaya değer.
Bir Şenlik Bir Soru ve İki Kelime
Münir Hayri Egeli'nin Atatürk'ün Bilinmeyen Hatıraları adlı kitabında Mustafa Kemal'in yakın arkadaşı Halil Bey'den aktardığı bir hatıra var.
Sene 1906. 25 yaşındaki Mustafa Kemal Suriye'de görev yapıyor. Osmanlı tahtında II. Abdülhamid var. Bir gün padişahın tahta çıkışı ya da doğum günü dolayısıyla düzenlenen şenlikleri seyretmek üzere Halil Bey'le birlikte dışarı çıkıyorlar.
Mustafa Kemal birden arkadaşının kolunu tutuyor ve soruyor:
"Halil bir adam için böyle donanma yapmak budalalık değil mi?"
Ardından sözlerini sürdürüyor. Bir milletin kendi kurtuluşu için şenlik yapabileceğini memlekete büyük hizmetler etmiş bir insan için de kutlama düzenlenebileceğini söylüyor. Fakat bir hanedanın mensuplarından biri ülkeye hizmet etti diye bütün neslinin neden ayrıcalıklı tutulması gerektiğini sorguluyor.
Halil Bey Sultan Abdülhamid'in gitmesi hâlinde yerine başka bir padişahın geçmesi gerektiğini söyleyince Mustafa Kemal'in itirazı sertleşiyor:
"Neden mutlaka padişah fikrine saplanıyorsun Halil?"
Ve ardından o cümle geliyor:
"Cumhuriyet yaparız!"
Bu sözler Mustafa Kemal'in sonraki yıllardaki siyasi çizgisini anlamak bakımından son derece dikkat çekici. Çünkü burada sorgulanan yalnızca bir padişah değil yönetme hakkının bir hanedanın doğuştan gelen ayrıcalığına dayanması fikri.
1906: Fikir Olgunlaşırken
Mustafa Kemal'in bu sözleri söylediği dönemde Osmanlı İmparatorluğu siyasi ve idari sorunlarla boğuşuyordu. Genç subaylar arasında özgürlük anayasal yönetim ve devletin geleceği tartışılıyordu.
Mustafa Kemal de bu arayışların dışında değildi:
Bu örgütlenme mevcut yönetim anlayışına karşı çıkışın ve ülkenin geleceği için yeni yollar arayışının bir parçasıydı.
Atatürk'ün gençlik yıllarında Fransız İhtilali'nin düşünsel mirasını ve özgürlük tartışmalarını takip ettiği siyasi fikirlerini zaman içinde geliştirdiği biliniyor. Yakup Kadri Karaosmanoğlu da 13 Haziran 1961'de Ulus gazetesinde yayımlanan "Genç Harbiyeli Mustafa Kemal Cumhuriyetçiliği kimden öğrenmiştir?" başlıklı yazısında Atatürk'ün Cumhuriyetçiliğinin düşünsel kaynaklarını tartışmış Fransız İhtilali'nin fikir hareketlerinin etkisine dikkat çekmişti.
Erzurum'da Yeniden Karşımıza Çıkıyor
1906'daki anı Mustafa Kemal'in Cumhuriyet fikrini çok daha sonraki yıllarda da gündeminde tuttuğunu gösteren başka anlatılarla birlikte değerlendirilebilir.
Millî Mücadele'nin en kritik aşamalarından biri olan Erzurum Kongresi günlerinde Mazhar Müfit Kansu'nun aktardığı hatıra bu açıdan önemlidir. Kansu'nun anlatımına göre Mustafa Kemal zaferden sonra kurulacak devletin yönetim biçimine ilişkin düşüncelerini onunla paylaşmış ve gelecekte Cumhuriyet'in ilan edileceğini ifade etmişti.
1906'da Suriye'deki bir şenlik sırasında söylendiği aktarılan "Cumhuriyet yaparız!" cümlesiyle Millî Mücadele yıllarında dile getirildiği anlatılan Cumhuriyet düşüncesi arasında dikkat çekici bir çizgi var.
Ancak bu çizgi tarihin kaçınılmaz biçimde tek bir sonuca ilerlediği anlamına gelmiyor. Cumhuriyet'in ilanı savaşın sonucu millî egemenlik anlayışının gelişmesi Meclis'in açılması ve yeni devletin siyasi ihtiyaçlarıyla birlikte gerçekleşti.
Fikir vardı. Fakat onu gerçeğe dönüştürmek için tarihsel koşulların oluşması ve büyük bir mücadelenin kazanılması gerekiyordu.
1919'dan 1923'e: Fikir Devlete Dönüşüyor
19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Mustafa Kemal'in önündeki görev artık yalnızca mevcut yönetimi eleştirmek değildi. Ülkenin bağımsızlığını kurtarmak ve milletin kendi geleceğine karar verebileceği yeni bir siyasi düzen kurmak gerekiyordu.
Bu süreçte kritik kilometre taşları şöyle sıralanabilir:
|
Tarih |
Gelişme |
|
19 Mayıs 1919 |
Samsun'a çıkış |
|
Amasya Genelgesi |
Millî iradeye dayanan kurtuluş düşüncesinin ortaya konması |
|
1919 |
Erzurum ve Sivas Kongreleri'yle mücadelenin örgütlenmesi |
|
23 Nisan 1920 |
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması |
|
1922 |
Saltanatın kaldırılması |
|
Lozan |
Yeni Türkiye'nin bağımsızlığının uluslararası alanda güvence altına alınması |
|
29 Ekim 1923 |
Cumhuriyet'in ilanı |
Bu gelişmelerin her biri egemenliğin kaynağına ilişkin tartışmayı başka bir aşamaya taşıdı. Saltanatın kaldırılması ve Lozan Barış Antlaşması'yla yeni Türkiye'nin bağımsızlığı uluslararası alanda güvence altına alındı. Ancak devletin yönetim biçiminin anayasal olarak açıkça belirlenmesi gerekiyordu.
29 Ekim 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılan görüşmeler sonucunda Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Atatürk yeni devletin ilk cumhurbaşkanı seçildi.
Böylece 1906'da söylendiği aktarılan o iki kelime aradan geçen 17 yılın ardından tarihsel bir gerçekliğe dönüştü.
Cumhuriyet Bir Günde Kuruldu Fikri Yıllarda Olgunlaştı
Cumhuriyet'in ilanını yalnızca 29 Ekim günü alınan bir karar olarak görmek o kararın arkasındaki uzun düşünsel ve siyasi süreci eksik okumak olur.
Mustafa Kemal'in gençlik yıllarında başlayan arayışı Millî Mücadele sırasında millî egemenlik anlayışıyla somutlaştı. Cumhuriyet'in ilanıyla da yeni devletin yönetim biçimini belirleyen temel karara dönüştü.
"Yaşasın Cumhuriyet!"
Bugün 29 Ekim 2026. Cumhuriyet'in ilanının üzerinden 103 yıl geçti.
1906'dan 1923'e uzanan hikâyeye baktığımızda bir milletin geleceğine ilişkin düşüncenin nasıl bir bağımsızlık mücadelesiyle birleştiğini görüyoruz. Bir zamanlar Suriye'de bir şenliği izleyen genç bir subayın arkadaşına yönelttiği soru yıllar sonra yeni bir devletin kuruluşuyla cevaplandı.
FİKİR 1906 CUMHURİYET 1923.
Ve bugün 29 Ekim'de hatırlamamız gereken yalnızca Cumhuriyet'in hangi tarihte ilan edildiği değil onu mümkün kılan düşüncenin mücadelenin ve millî egemenlik idealinin nasıl doğduğudur.
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Yaşasın Cumhuriyet! ????????
Yorumlar