Çin, kademeli olarak "kıtasal bir güç" olmaktan çıkıp, dünya okyanuslarının kaderini belirleyen "önde gelen bir deniz gücü" haline geliyor.
Çin, deniz kuvvetlerini hızla modernize ederek dünya okyanuslarındaki nüfuzunu genişletiyor. Wall Street Journal’ın analizine göre, Pekin’in donanması toplam gemi sayısı bakımından ABD’yi geride bırakarak, "kıtasal güç"ten "küresel deniz gücü"ne dönüşümünü tamamlıyor.
PEKİN – Çin, denizlerdeki askeri varlığını son yılların en büyük hızla artırıyor. Wall Street Journal’ın raporuna göre, Çin donanması halihazırda 400’den fazla savaş gemisi ve denizaltıdan oluşan devasa bir yapıya ulaştı. Bu rakam, Amerikan donanmasından sayısal olarak yaklaşık %35 daha büyük bir güce işaret ediyor.
Çin’in bu hızlı yükselişinin arkasında, dünyanın en güçlü gemi inşa altyapısı yatıyor. Çin tersaneleri, küresel ticari gemi üretiminin yarısından fazlasını tek başına karşılarken, aynı tesislerde muhripler, fırkateynler ve denizaltılar da inşa ediliyor. Sadece 2020 yılından bu yana Çin, filosuna 71 büyük savaş gemisi ekledi.
Çin’in denizlerdeki güç gösterisinin en önemli unsurlarından biri uçak gemileri. Şu anda üç uçak gemisine sahip olan Pekin’in, ABD istihbaratının beklentilerine göre 2035 yılına kadar bu sayıyı dokuza çıkarması öngörülüyor. ABD’nin 11 uçak gemisi ile bu alandaki liderliği devam etse de, Çin’in nükleer denizaltı ve amfibi hücum gemisi üretimindeki artış, dengeleri değiştiriyor.
Çin donanması artık sadece kendi kıyı sularında değil, Pasifik ve Hint Okyanusu’nun uzak bölgelerinde de aktif. Asya’nın ana ticaret yollarında her gün 100’e kadar Çin savaş gemisi görev yapıyor. Bu gemiler, sadece bölgedeki hakimiyetlerini pekiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda olası bir çatışmaya karşı Amerikan kuvvetlerine yanıt verme kapasitesini sürekli test ediyor.
ABD donanması toplam tonaj ve teknolojik üstünlük bakımından hala avantajını korusa da, uzmanlar Çin’in yükselişini sadece "gemi sayısına" indirgememek gerektiğini vurguluyor. Çin’in gücü; devasa gemi inşa kapasitesi, gelişen lojistik altyapısı ve stratejik denizcilik bölgelerindeki kalıcı varlığından kaynaklanıyor.
Çin, kademeli olarak "kıtasal bir güç" olmaktan çıkıp, dünya okyanuslarının kaderini belirleyen "önde gelen bir deniz gücü" haline geliyor.
Yorumlar