Raporun dikkat çeken diğer başlıkları ise şöyle: Eğitim: Eğitim sisteminde dini grupların ve tarikatların etkisinin artması, laik eğitim yapısını zayıflatma riski taşıyor. Çevre: Madencilik faaliyetlerine yönelik yasal düzenlemeler ve tarım alanlarındaki çevresel riskler, sivil toplumun endişeleriyle birlikte raporda yer aldı. Dış Politika: Türkiye’nin AB dış politika açıklamaları ve yaptırımlarıyla uyum oranının yüzde 4 seviyesinde kalması, diplomatik ilişkilerdeki uyumsuzluğu gözler önüne serdi.
Avrupa Birliği Komisyonu, merakla beklenen 2026 Türkiye Raporu’nu yayımladı. 120 sayfalık kapsamlı metinde, demokratik standartlar, yargı bağımsızlığı ve temel haklar alanında ciddi endişeler dile getirilirken, Türkiye ile AB arasındaki "değerler farkının" giderek açıldığına vurgu yapıldı.
BRÜKSEL – Avrupa Birliği Komisyonu’nun 2026 Genişleme Paketi kapsamında hazırladığı Türkiye Raporu, siyasi ve hukuki alandaki gelişmeleri mercek altına aldı. 1 Eylül 2025 ile 1 Eylül 2026 arasını kapsayan rapor, Türkiye’nin AB üyeliği hedefi ile mevcut demokratik uygulamalar arasındaki mesafenin arttığına dikkat çekiyor.
Raporda, Cumhurbaşkanlığı sisteminin yapısal sorunlarına ve yürütme ile yargı arasındaki kuvvetler ayrılığı eksikliğine işaret edildi. Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üzerinden yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin sürdüğü belirtilen metinde, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmamasının yargıya olan güveni zayıflattığı ifade edildi.
Raporda, muhalefet partileri ve belediyeleri üzerindeki idari ve yargısal baskılar geniş yer buldu:
Basın özgürlüğü alanında "çarpıcı bir daralma" yaşandığı belirtilen raporda; Tele1 ve Halk TV gibi bağımsız medya kuruluşlarına kayyım atanması, gazetecilerin tutuklanması ve dezenformasyon yasasının orantısız kullanımı sert bir dille eleştirildi. Ayrıca, sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerinin ifade özgürlüğünü kısıtladığı vurgulandı.
Raporun dikkat çeken diğer başlıkları ise şöyle:
Yorumlar