"Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu hakkında başlatılan soruşturmanın, ifade özgürlüğüne ilişkin anayasal güvenceler ve demokratik toplumda gereklilik ilkesi gözetilerek sonlandırılması gerektiğini vurguluyoruz. Savunmanın bağımsızlığı, avukatların ifade özgürlüğü ve baro genel kurullarında düşüncelerin serbestçe açıklanabilmesi, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez güvenceleridir. Bu güvencelere yönelik müdahaleler karşısında ortak ve kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz."
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, İstanbul Barosu Başkanı adayı Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu'nun genel kurul konuşması nedeniyle resen soruşturma başlatmasının ardından 79 baro ortak açıklama yaptı. Açıklamada, "İfade özgürlüğü, savunmanın bağımsızlığı ve baroların demokratik işleyişi bakımından derin bir kaygıyla karşılıyoruz" denildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dün akşam saatlerinde paylaştığı bilgi notunda, İstanbul Barosu'nun 24-25 Ekim 2026 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen 128. Olağan Genel Kurulu sırasında, Avukat Hakları Grubu'nun İstanbul Barosu Başkan Adayı Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu tarafından sarf edilen sözler nedeniyle, ifadelerin içeriği ve bağlamı dikkate alınarak resen soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Gelişme üzerine barolar, İstanbul Barosu'nun sosyal medya hesabından da paylaşılan ortak açıklamayla seslerini yükseltti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Anayasa'nın 26. maddesiyle güvence altına alınan ifade özgürlüğü, yalnızca toplum tarafından benimsenen düşünceleri değil; eleştirel, rahatsız edici ve sarsıcı görüşleri de korumaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi ve Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca, bu özgürlüğe yönelik müdahalelerin kanunilik, meşru amaç, demokratik toplumda gereklilik ve ölçülülük ilkelerine uygun olması zorunludur."
Açıklamada, Anayasa'nın 135. maddesinin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının demokratik esaslara göre örgütlenmesini güvence altına aldığı, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. ve 95. maddelerinin ise barolara hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve avukatlık mesleğinin bağımsızlığını savunma görevi yüklediği hatırlatıldı:
"Baro genel kurulları, yalnızca seçimlerin gerçekleştirildiği toplantılar değil; yargının işleyişinin, hukuka aykırılık iddialarının ve mesleki sorunların özgürce tartışıldığı demokratik platformlardır."
Açıklamada, Kanadoğlu'nun genel kurulda yaptığı konuşmanın suç teşkil etmeyen, avukatlık faaliyeti kapsamında olduğu belirtilerek, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58 ve 59. maddeleri uyarınca bu konuşma nedeniyle soruşturma yürütülebilmesi için Adalet Bakanlığı'nın izni gerektiği vurgulandı.
Anayasa'nın 138. maddesinde düzenlenen yargı bağımsızlığının, yargı kararlarının eleştirilemez olduğu anlamına gelmediği belirtilen açıklamada şu görüşlere yer verildi:
"Yargı uygulamalarının eleştirilmesi, hukuka aykırılık iddialarının dile getirilmesi ve mahkeme kararlarına uyulmasının talep edilmesi, hukuk devletinin ve demokratik denetimin doğal gereklerindendir."
Açıklamada, ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığı ancak bir açıklamanın ceza hukuku bakımından değerlendirilmesinde sözlerin bütünü, söylendiği bağlam, açıklamanın amacı ve kamusal tartışmaya katkısının birlikte gözetilmesi gerektiği kaydedildi:
"Mesleki ve kamusal tartışmalar kapsamında dile getirilen sert eleştirilerin, yalnızca rahatsız edici nitelikleri nedeniyle cezai müdahaleye konu edilmesi demokratik toplumun gerekleriyle bağdaşmaz. Baro genel kurullarında yapılan konuşmaların ceza soruşturmasına konu edilmesi, avukatlar üzerinde caydırıcı etki ve otosansür yaratma riski taşımaktadır."
Bu durumun yalnızca meslek örgütlerinin demokratik işleyişini değil, Anayasa'nın 36. maddesiyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan bağımsız savunmayı da ilgilendirdiği ifade edildi.
Açıklamanın sonunda barolar, ortak ve kararlı duruşlarını şu sözlerle duyurdu:
"Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu hakkında başlatılan soruşturmanın, ifade özgürlüğüne ilişkin anayasal güvenceler ve demokratik toplumda gereklilik ilkesi gözetilerek sonlandırılması gerektiğini vurguluyoruz. Savunmanın bağımsızlığı, avukatların ifade özgürlüğü ve baro genel kurullarında düşüncelerin serbestçe açıklanabilmesi, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez güvenceleridir. Bu güvencelere yönelik müdahaleler karşısında ortak ve kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz."
Yorumlar