21. Yüzyıldaki Küresel Rekabet ve Devlet-Piyasa İlişkileri
Bu çalışma, devlet-piyasa ilişkilerinin evrensel bir model izlemediğini ve farklı tarihsel yolların farklı stratejik moderniteler ürettiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'nin karma modernitesi, esneklik ve kırılganlık arasında bir denge kurma çabası olarak değerlendirilmektedir.
Yayınlanma Tarihi :
21. Yüzyıldaki Küresel Rekabet ve Devlet-Piyasa İlişkileri
Genel Bakış
Küresel Rekabet: 21. yüzyıldaki küresel rekabet, yalnızca askeri kapasite, ekonomik büyüklük veya teknolojik gelişmişlik ile değil, aynı zamanda devletlerin iç kurumsal yapıları, piyasa ilişkileri ve tarihsel gelenekleri ile şekillenmektedir.
Modernite Yaklaşımı: Uluslararası siyasal iktisat literatürü, modernliği genellikle Batı merkezli bir perspektiften ele almıştır. Bu yaklaşım, devlet ile piyasanın ayrıştığını varsaymıştır.
Farklı Modernite Modelleri
ABD: Ayrışmış modernite modeli, devlet ile piyasanın yüksek düzeyde ayrıştığı bir yapıdadır. ABD, hegemonya üretimine yönelmektedir.
Çin: Bütünleşik modernite modeli, devlet ile piyasanın stratejik olarak bütünleştiği bir yapıya dayanır. Çin, ağsal merkezilik üretmektedir.
Türkiye: Karma modernite, güçlü devlet geleneği ile Batı kurumlarına entegrasyonu aynı anda sürdürmektedir. Türkiye, alan açma stratejisini benimsemektedir.
Alan Açma Stratejisi
Tanım: Alan açma stratejisi, orta ölçekli hibrit güçlerin büyük güç rekabeti içinde geliştirdiği özgün bir stratejik davranış modelidir. Amaç, stratejik bağımlılığı azaltmak ve manevra kapasitesi üretmektir.
Farklılıklara Dikkat: Alan açma, klasik realist dengelemeden ve bağlantısızlık politikalarından farklıdır; aktif çok yönlü angajman stratejisi olarak tanımlanır.
Türkiye'nin Durumu
Stratejik Yönelimler: Türkiye’nin dış politika pratiği, savunma sanayiinde yerlileşme, enerji çeşitlendirme ve bağımsız müdahale kapasitesi gibi alanlarda alan açma stratejisinin örneklerini göstermektedir.
Kurumsal Süreklilik Sorunu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, kısa vadede stratejik çeviklik sağlasa da, uzun vadede kurumsal süreklilik sorunları devam etmektedir.
Sonuç
Sürdürülebilir Güç Üretimi: 21. yüzyılda sürdürülebilir güç üretebilecek devletler, hızlı hareket edenler değil, stratejik esnekliği kurumsal sürekliliğe dönüştürebilenler olacaktır.
Araştırma İhtiyacı: Türk akademisinin ve politika yapıcılarının, alan açma stratejisinin teorik, kurumsal ve jeopolitik boyutlarını daha derinlemesine düşünmesi gerekmektedir.
Bu çalışma, devlet-piyasa ilişkilerinin evrensel bir model izlemediğini ve farklı tarihsel yolların farklı stratejik moderniteler ürettiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'nin karma modernitesi, esneklik ve kırılganlık arasında bir denge kurma çabası olarak değerlendirilmektedir.
Yorumlar