Barem Ambalaj'ın Konya Ereğli serüveni, Türk sanayisinin büyük yatırım hikâyelerinde finansman disiplininin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Fabrikanın hangi bedelle, hangi alıcıya satılacağı ve konkordato sürecinin nasıl sonuçlanacağı, önümüzdeki dönemde hem yatırımcıların hem de sektörün yakından izleyeceği gelişmeler arasında yer alacak.
2025 sonunda ticari üretime başlayan, Mart'ta kapasite kullanımı %60'a ulaşan Konya Ereğli Kâğıt Fabrikası, Ekim'de konkordato sürecinde satış gündemine taşındı — Büyük sanayi yatırımlarında finansmanın belirleyici rolüne dikkat çeken bir dosya
Bir sanayi yatırımı düşünün. Yüz milyonlarca dolarlık kaynak ayrılıyor, yeni bir fabrika kuruluyor, üretim başlıyor, kapasite ve ciro hedefleri açıklanıyor. Aradan henüz bir yıl bile geçmeden aynı fabrika, şirketin borçlarını yeniden yapılandırmak için satmayı değerlendirdiği varlıklar arasına giriyor. Bu hikâyenin adresi Konya Ereğli; şirketin adı ise Barem Ambalaj.
Hikâyenin merkezinde, yatırımcı toplantısında maliyeti 143 milyon dolar olarak açıklanan kâğıt fabrikası bulunuyor. Patrons Dünyası'nın şirketin geçmiş yatırım açıklamalarıyla 22 Ekim tarihli konkordato bildirimini karşılaştırması, yalnızca bir şirketin finansal sıkıntısını değil, büyük bir sanayi yatırımının kısa sürede nasıl farklı bir stratejik konuma geldiğini gösteriyor.
Barem Ambalaj'ın 2026 yılına girerken önemli hedeflerinden biri Konya Ereğli'deki yeni kâğıt fabrikasının üretimini artırmaktı:
Şirketin yatırımcılara sunduğu beklentiler arasında, yıllık 300 bin ton kapasiteli kâğıt fabrikasının 2027'de 270 bin ton üretime ulaşması ve yaklaşık 5 milyar TL ilave ciro yaratması da bulunuyordu. Bunlar gerçekleşmiş rakamlar değil, ileriye dönük hedeflerdi — ancak yatırımın ölçeğini göstermeleri bakımından önemliydi.
Kırılma, 2026'nın ikinci yarısında belirginleşti:
| Tarih | Gelişme |
|---|---|
| 16 Temmuz | Ürettime ara verilmesinin gerekçeleri açıklandı: yüksek enerji maliyeti, hammadde fiyat artışı, mamul fiyat dalgalanmaları |
| 21 Temmuz | KAP bildiriminde 2027'nin "tam entegrasyon ve operasyonel kaldıraç yılı" olarak hedeflendiği hatırlatıldı |
| 30 Temmuz | İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, şirkete üç aylık geçici mühlet verdi |
| 22 Ekim | Mahkeme, bir yıllık kesin mühlet kararı aldı |
22 Ekim'de saat 17.08'de yayımlanan KAP açıklamasında dikkat çekici bir ayrıntı vardı: Barem Ambalaj, İzmir, Gaziantep ve Karaman'daki ambalaj tesislerinde faaliyetlerini sürdüreceğini açıklarken, Konya Ereğli Kâğıt Fabrikası'nın satışına yönelik görüşmeler yapmayı hedeflediğini duyurdu.
Böylece birkaç ay önce büyüme planlarının merkezinde bulunan fabrika, finansal yeniden yapılanma sürecinde elden çıkarılması değerlendirilen bir varlık haline geldi.
Hikâyenin bir başka önemli boyutu da halka arz süreci. Şirketin 6 Mart 2026 tarihli KAP açıklamasında, Ağustos 2022'de gerçekleştirilen halka arzın temel motivasyonlarından birinin Konya Ereğli'deki kâğıt fabrikası yatırımı olduğu açıkça belirtiliyordu:
Bu durum yatırımcılar açısından yeni soruları da beraberinde getiriyor: Halka arz döneminde büyümenin temel unsurlarından biri olarak gösterilen fabrika neden bu kadar kısa sürede satış gündemine geldi? Şirketin finansman yükü ile yatırımın beklenen nakit yaratma kapasitesi arasında nasıl bir denge kurulmuştu? Ve olası satış, Barem Ambalaj'ın uzun vadeli büyüme stratejisini nasıl değiştirecek?
Dosyanın en kritik noktası burada. 13 Nisan'daki yatırımcı toplantısına ilişkin aktarılan 143 milyon dolarlık tutar, fabrikanın geçmiş yatırım maliyetini ifade ediyor — bugünkü piyasa değeri veya satış fiyatı değil. Şirketin 22 Ekim tarihli açıklamasında ise herhangi bir satış bedeli, alıcı adı ya da bağlayıcı anlaşma bulunmuyor.
Bu nedenle 143 milyon dolarlık yatırımın aynı tutarla satılacağı veya satıştan zarar doğacağı yönünde şimdiden bir değerlendirme yapmak mümkün değil. Üstelik kâğıt fabrikasının satış kapsamına kojenerasyon tesisinin girip girmeyeceği de henüz açıklığa kavuşmadı.
Barem Ambalaj'ın açıklamalarına göre İzmir, Gaziantep ve Karaman'daki ambalaj tesisleri faaliyetlerini sürdürüyor. Şirket, kesin mühlet süresince bu tesislerden yaratılacak nakit akışını korumayı, borçlarını yeniden yapılandırmayı ve alacaklılarla sürdürülebilir bir ödeme planında anlaşmayı hedefliyor.
Bu açıdan Konya Ereğli fabrikasının olası satışı, yalnızca bir varlık elden çıkarma işlemi olmayabilir; şirketin yüksek yatırım gerektiren kâğıt üretiminden uzaklaşıp mevcut ambalaj faaliyetlerine ağırlık vermesi sonucunu da doğurabilir. Ancak bunun kalıcı bir stratejik değişim olup olmadığı henüz bilinmiyor.
Barem Ambalaj dosyasını sıradan bir konkordato haberinden ayıran nokta, yatırımla satış planı arasındaki kısa zaman dilimi:
Bütün bu gelişmeler, büyük ölçekli sanayi yatırımlarında yalnızca yatırım tutarının ve üretim kapasitesinin değil, finansman maliyetinin, işletme sermayesinin ve nakit akışının da belirleyici olduğunu hatırlatıyor.
Sonuç: Barem Ambalaj'ın Konya Ereğli serüveni, Türk sanayisinin büyük yatırım hikâyelerinde finansman disiplininin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Fabrikanın hangi bedelle, hangi alıcıya satılacağı ve konkordato sürecinin nasıl sonuçlanacağı, önümüzdeki dönemde hem yatırımcıların hem de sektörün yakından izleyeceği gelişmeler arasında yer alacak.
Yorumlar